Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Para Uğruna Yok Ettiklerimiz


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 28 Temmuz 2013
Geçerli Tarih: 03 Mayys 2026, 16:10
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=14994


PARA UGRUNA YOK ETTIKLERIMIZ

 

Bir çok kentin  merkezindeki yesil alanlarin nasil birer “rant”a dönüstügünü,bunu kanunlara uygun hale getirmek amaciyla mecliste geceyarisi operasyonlari yapildigina hepimiz sahitiz.

Hangi konuyu yazacagimi kestiremeden basladim klavyenin tuslarina basmaya.

Son iki aydir ülkemizde gelisen olaylarin bir kismindan haberdariz.

Dis basindan yakaladigimiz ve degisik çevrelerden ögrendigimiz bazi olaylar var ki ülkemizi gelecegi açisindan endise verici.

Hepimizin bildigi gibi 31 Mayis gecesi Gezi Parki”nda baslayan “sosyal bir patlama” yasadik.

Gerekçesi park yok edilip yerine,geçmise göndermeler yapan bir kisla; devamin da da Istanbul’da sayilari besyüzlerle ifade edilen bir AVM yapma projesi idi.

Bir çok kentin merkezindeki yesil alanlarin nasil birer “rant”a dönüstügünü,bunu kanunlara uygun hale getirmek amaciyla mecliste geceyarisi operasyonlari yapildigina hepimiz sahitiz.

Peki o parkin islevi neydi de rahatsiz etti ya da çok cezbetti gözünü dikenlerin.

Hangi birimizin yesil bir agacin altinda dinlenmeye ihtiyaci yok söyler misiniz.

Hele de büyük kentlerde yasayanlarin bu özlemi hiç bitmez.

Soluklanma yeriydi bir anlamda Gezi Parki,ögrencilerin,gençlerin bulusma yeriydi Bahane olarak sunduklari gerekçelerden biri gençler birbirine sariliyormus-öpüsüyormus.

Bunu gerekçe gösterenlerden hangi birisi ya da siz okuyanlar,hanginiz sevdiginize sarilmayi istemediniz,hanginiz yanagina konduracaginiz minik buse için yanip tutusmadiniz.

Bunu yapamayanlardan kaçinin içinde uhde degildir yapamamis olmalari.

Yasamdaki her sey “insana dair”dir.Yeri zamani geldiginde yasanmasi gereken.

Gençler,bizim çocuklarimiz olan,bu vatan topraklarinin içerisinde dogmus,“inanislari-dili-dini-zengini-fakiri,tümü bizim ogullarimiz,kizlarimiz olan gelecegimizi emanet ettiklerimiz geleceklerine sahip çikma adina bir anda kenetlendiler.

Ellerinden geldigince hep beraber kardescesine korudular parklarini.

Konuyla alakali o kadar çok sey var ki yazilacak ama ben burada kesip “sistematik olarak yapilanlar neticesinde ötekilestirilen,düsman ilan edilen bir kardesimin yazdigi blog yazisini eklemek istiyorum.

Ben samimi duygularla yazildigina inaniyorum.

Son söz olarak yazdigi siire atfen de “ben hakkimi helal ediyorum sen de eder misin kardesim”diyorum...

Sevgili Türk Kardesim;

Biliyorsun çok farkli bir iki ay geçirdik seninle.Omuz omuza direndik,gazlandik,islandik, gözaltina alindik beraber.Gezi’de çadirlarimizi ayiran sadece agaçlardi,ikimizin de elinden tutan o agaçlardi.Belki ilk defa biber gazi yedin,belki ilk defa plastik mermi yedin (Dogu’da genelde gerçek mermi kullanirlar),belki ilk defa TOMA görüp,açiliminin ne oldugunu merak edip ögrendin.Belki ilk defa barikat kurmayi ögrendin,üzerlerinde gezdigin kaldirim taslarini çikarirken ilk defa tirnaklarinin arasina toprak,kum karisti.Ben de ilk defa neyi yasadim biliyor musun? Ben de ilk defa ay-yildizli bayrakla tanistim,hani devletin bizi,Kürtleri terbiye ederken,bize zulüm uygularken,köylerimizi yakarken kullandiklari,onun adina yaptiklarini söyledikleri bayrakla.Sen o bayragi dalgalandirirken Taksim’de,direniste altinda durmaktan ilk defa gurur duydum,ilk defa böylesine sahiplendim.O zaman iste hepimizin bayragi olmustu.Medeni’nin Lice’de katledilmesinin ardindan yürürken Kadiköy’de bayraklar var mi diye bakindim yürüyüste olanlarin arasinda.Vardi hem de onlarca bayrak vardi.O an o bayraklari görünce sebebini hiç anlamadigim,çözemedigim gözyaslari döktüm.Yanlis anlama kardesim senin kutsalin benim kutsalimdir,ama inan bize hep o bayragin gölgesinde zulmettiler. Gezi olaylarinda sen de gördün su medya denen masayi. Seninle omuz omuza direnirken TV’lerde neler verdiklerini, yayinladiklarini beraber izledik. Medyanin nasil yalana, dolana köle oldugunu, seni nasil yanilttigini ögrendin. Sorguladin, kendine sordun “ Diyarbakir’da olaylari 30 senedir biz bu medyadan izledik degil mi” diye. Bana karsi empati yaptin, beni anladin, bana hiç hak vermedigin konularda hak vermeye basladin. Medeni’nin cenazesinde “Diren Lice” diye, “Biji Biratiya Gelan” diye haykirdin. Evet, seni kandirdilar. Seni suçlamak için söylemiyorum yanlis anlama ama sen çogu olaydan habersiz yasadin kardesim. Bizim köylerimizi yaktiklarindan pek haberdar olamadin, faili meçhul cinayetlerden hiç haberdar olamadin, asit kuyularindan, insan haklari ihlallerinden hiç haberdar olamadin. Sana söylemediler çünkü iste bugünkü olusan birlikteligimizden korkuyorlardi o zaman da. Ben bunlari bilmiyorsun diye seni asla suçlayamam. Seni bir boks ringinde kirmizi köseye, beni de mavi köseye koydular ve sürekli bizi dövüstürdüler. Seni Gabar’in bir tepesine koydular, beni diger bir tepesine koydular, ellerimizde silahlar, biz birbirimizi öldürdük, yaraladik. Firat’tan beraber su içmek varken, nehri aramiza sinir yaptilar. Firat’tan bu yana, Firat’tan öte yana diye ayirdilar bizi sen farkinda olmadan. Beni saydam kafesler içine koydular ve ben sana ne zaman derdimi, imdadimi haykirsam o saydam camdan disari sesim çikamadi. Simdi artik bazi seyler degisti ve Taksim’de duvarda da yazdigi gibi.” Hiçbir sey artik eskisi gibi olmayacak”. Biliyorsun “Çözüm Süreci” basladi ve silahlar susuyor ve sinir ötesine geçis yasaniyor. Gitsinler nasil gittikleri önemli degil. Ben sen ölmeden nasil gidiyorlarsa gitsinler. Yeter ki bir can daha yitirilmesin. Biliyorum süphelerin var, benim de süphelerim var. Ne sözler verildi, neler yapilacak ne sen ne de ben biliyoruz. Fakat ben Gezi olaylarinda ortaya çikan Basbakan’in antidemokratik, despot, siddet yanlisi karakterinden sonra ben direkt bu çözüm sürecini onun tek eline birakmanin dogru olacagini düsünmüyorum. Ne var ki bir Basbakan vicdan sahibi ise bunu herkese karsi göstermeli. Benim basbakana olan bu süphelerimle beraber, ben en çok senin bu çözüm sürecine siki sikiya tutunmani istiyorum kardesim. Siyasi ideolojilerinden uzak, bu sorunu kardesimin sorunu deyip dört elle sarilip senin de savunmani istiyorum Gezi Ruhu’yla, oradaki dayanisma ve empatiyle. Birak kimle konusuyorlarsa konussunlar. Bu bizi en çok öldüren, yaralayan, ayiran, ayristiran, kizdiran, aglatan mesele nasil çözülüyorsa çözülsün. Merak etme, karsinda bunu yazan ben, suana kadar Kürt Hareketini en kati olarak savunan birisiyim. Ama inan aklimin ucundan ayri bir devlet, ayri bir ülke hayali geçmedi. Ben Kürt’üm ama ben en çok Karadeniz’e asigim, Artvin’de ileride bir dag evim olsun en büyük hayalim. Bu bize dair süphelerin su medyanin ikiyüzlü davranmasindandir. Halen seni süphelendirecek haberler, ifadeler, söylemler kullaniyorlar. Akil adamlar dolassinlar, onlarin dolasmasi pek o kadar da önemli degil. Önemli olan benim senin içini ferahlatmam, senin de benim. Su meselemiz bir bitsin, ben sana sabahin köründe Diyarbakir’da bir ciger yedireyim, Bitlis’e götürüp sana bir Büryan kebabi ismarlayayim. Van’da gölün kiyisinda güzel bir kahvalti yapip ardindan göle girelim. Agri’ya gidip Ishakpasa Sarayi’ndan Agri Dagi’na bakalim. Mardin’e gidelim orada o hosgörü sehrinde oturup çan ve ezan seslerini ayni anda dinleyelim. Dersim’de Munzur’un, Hakkari’de Zap Çayi’nin kenarinda bu sefer biz kamp kuralim. Sen gel buraya buralari tani, hayatini ve arkadaslarini kaybettigin, kolunu bacagini kaybettigin, sarapnel parçalarinin vücuduna saplandigi buraya gel. Bu daglar, çaylar, ovalar 30 senedir senin benim kanimla sulandi. Gelemiyorsun diye bura senin degil diye bir sey yok. Benim Istanbul’u sahiplendigim kadar sen de gel buralari sahiplen. Basimizin üstünde yerin var. Sen gel sana “Ser çawa. Xer Hati” diyeyim. Ben de sana ana dilimi ögreteyim. Hele sen bi’ gel, yapacak, paylasacak yiginla bir sürü sey var. Sen hele bi’ gel… Dedim ya su meselemiz bir bitsin, nasil bittigi önemli degil. Gezi olaylarinda direnisçilere antidemokratik ve siddet dolu üslup takinan bir Basbakan’in, çözüm sürecinde de pek güvenilir olmadigini biliyorum. Ona güvenmiyorum bu çözüm sürecinde ama ben sana güvenmek istiyorum. O gitse de kalsa da bu meseleyi senle beraber bitirmek istiyorum. Orhan Kotan’in siirindeki söyledigi gibi; Yani yetsin diyorum Sarkilarinizi daglarima sürün diyorum Uzatin ellerinizi diyorum Uzatin, tanisalim Helalleselim! Serhat BAS


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster