Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster
Meydanların Sesine Kulak Vermek...
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 07 Haziran 2013
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 20:21
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=14582
MEYDANLARIN SESINE KULAK VERMEK...
Misir halki Hüsnü Mübarek yönetimini iktidardan uzaklastirmak için günlerdir Tahrir Meydaninda toplandi. Mübarek aleyhine gösteriler yapti.
O günlerde Basbakan Erdogan, Mübarek’e seslenerek,
“meydanlarin sesine kulak ver” diyordu!
Mübarek bir süre sonra gitti…
Suriye lideri Baser Esad’a karsi ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) muhalefet ediyor.
Esad’i devirmek istiyor.
Bizim basbakanda ÖSO eylemlerine destek veriyor.
Hatta ÖSO militanlarinin Suriyeli siginmacilarin barindigi kamplarda kaldigi söyleniyor.
Yarali ÖSO militanlarinin Hatay ilindeki hastanelerde tedavi önceligine sahip oldugu söyleniyor…
Baser Esad, rejimini korumak adina direniyor. Muhaliflerle karsi mücadele ediyor.
Basbakan Erdogan, Baser Esad’a sesleniyor;
“Halkina zulmeden bir iktidarin mesruiyeti bitmistir”
3 Kasim 2002 den bugüne kadar süren AKP iktidari ile ülkemiz giderek otoriter, tek adam anlayisina dogru kaymaktadir.
Basbakan ne derse siyaset ona göre adim atmaktadir.
“Yeni anayasa” çalismalari buna örnektir.
O ‘tak’ diye söylüyor, TBMM’de ‘sak’ diye yerine getiriyor!
TBMM’de elde ettigi güç nedeniyle;‘her istedigimi yapabilirim’ anlayisi ile hareket ediyor.
Oysa demokrasilerde çogulculuk vardir.
“Milletten yetki aldik” sözü keyfiyet için söylenmektedir.
O yetki diledigini yapma yetkisi degildir.
Demokrasilerde böyle bir anlayis yoktur…
Bu anlayis otoriter tek parti anlayisinin ürünüdür.
Iktidarin Taksim Gezi Parki konusunda attigi adimlar bardagi tasirdi.
Gezi Parki yerine AVM yapma projesi tepki çekti.
Agaçlarin kesilmesini önlemek ve Gezi Parkina sahip çikmak adina bir eylem baslatildi. Ve iktidarin tutumu nedeniyle de eylem büyüyerek tüm ülkeye yayildi.
Ilk müdahale bile otoriter anlayisin göstergesi idi…
Tüm demokratik ülkelerde yurttaslar demokratik tepkilerini ortaya koyabilirler.
O demokratik tepki koyanlara karsi orantisiz güç kullanma ‘Polis devlet’ uygulamasidir.
Bu müdahale eylemlerin büyümesine neden oldu…
Halkin yillardir biriken tepkileri meydanlara çikmasina neden oldu.
Istanbul’da Taksim Meydani, Ankara’da Kizilay, Izmir’de Gündogan Meydanlari ve diger kent meydanlari günlerdir süren eylemlere sahne olmaktadir.
Eylemlerin yayilmasina, orantisiz siddet uygulamasi kadar Basbakanin açiklamalari da etkili oldu.
Basbakanin meydan okurcasina açiklamalari, “ileri demokrasi”den çok tek adamlik modeline uygun açiklamalar oldu!
Bunun ilk örnegi Mahkeme kararina ragmen, o karari hiçe sayarcasina yapmis oldugu açiklamalardir.
Oysa,o açiklamada ‘yargi kararlarina uyacagiz. Vatandaslarimin evlerine dönmelerini istiyorum. Onlarin kaygilarini anliyorum.’ Seklinde konusmus olsa idi belki de gösteriler bu kadar sürmeyecekti.
Öyle demek yerine;
“Topçu Kislasini yapacagiz. Taksim’e Cami’de yapacagiz” açiklamasini yapmasi eylemin genislemesine ve büyümesine neden olmustur.
Basbakanin tek hatasi bu da olmamistir.
“Siz yüz bin kisi toplarsaniz ben de bir milyon kisi toplarim” açiklamasi da meydan okuma olarak degerlendirilmistir.
Ayrica, “ %50’yi evlerinde zor tutuyorum” sözleri demokrasi ile yönetilen bir ülkenin basbakanina hiç yakismayacak sözler olmustur.
Basbakan çatismaci bir dil kullanamaz…
Ancak otoriter yönetimlerde liderler böyle konusur.
Demokratik toplumlarda bu tür sözler tepki çeker.
Nitekim çekti de…
Günlerdir süren ve ülkeye yayilan eylemler ile bu söylemler arasinda bir bag kurulabilir.
Basbakan Afrika gezisinde iken gerek Cumhurbaskani Gül’ün, gerekse Basbakan Vekili Arinç’in sözleri daha yumusak ve yatistirici olmustur.
Ülkeye döndügünde Basbakan’da ayni yatistirici dili kullanir ve günlerdir süren eylemler biter diye düsünüyorduk, yanilmisiz…
Afrika dönüsü gece yarisi hava alani mitingi konusmasi yanildigimizi göstermistir.
Basbakanin dili yine ayni sert dil!
Ya o gece yarisi mitingde açilan pankartlara ve atilan sloganlara ne demeli?
“Izin ver geçelim, Taksim’i ezelim.”
Bu sloganin atilmasina ve bu sözlerin pankartlara yazilmasinda acaba Basbakanin “%50 yi evinde zor tutuyorum” sözlerinin etkisi yok mudur?
Elbette vardir.
Simdi sormak gerekiyor.
Günlerdir meydanlarda eylem yapan göstericilere basbakan neden kulak vermez?
Hüsnü Mübarek’e verdigi akila neden kendi uymaz.
Günlerdir göstericilere tomalardan su sikiliyor, gaz atiliyor, coplaniyorlar…
Ölenler var. Gözü kör olanlar var. Yaralananlar var…
O zaman su soru da sorulmalidir.
Besar Esad’a dedigin “halkina zulüm eden iktidar mesruiyetini kaybetmistir” sözü AKP iktidari içinde söylenemez mi?
Basbakan %50’nin degil, ülkenin basbakani oldugunu animsamali ve demokratik bir ülkede basbakan oldugunu da bilmelidir.
Dilini de o bilinçle kullanmalidir.
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Göster