Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle
Faşizme, Talana, sömürüye Hayır
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 02 A?ustos 2010
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 04:23
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=1409
Adil Bir Seçime mi Gidiyoruz?
Geride biraktigimiz hafta boyunca Inegöl ve Dörtyol ilçelerindeki olaylarla ugrastik. Hatay’in Dörtyol ilçesinde dört polisin sehit edilmesi, Basbakan’in "Kardeslik açilimi" diye adlandirdigi ünlü açilimin kaçinilmaz yansimasi olarak bir “kardes” kavgasina dönüstü. Kapitalizmin kendi yasamini ve erkini sürdürebilmek için dört elle sarildigi “etnik milliyetçilik” Balkanlardan sonra Türkiye’ye de siçramisti. Önümüzdeki halkoylamasi tarihine kadar da devam edecegini tahmin etmek hiç de kehanet sayilmamalidir.
Bu baglamda üzerinde durmak istedigim konu, önümüzdeki aylarda gerçeklesecek olan iki seçimin (halkoylamasi ve 2011 genel seçimi) simdiden ortaya çikan “adil olmamasi” kuskusudur. Mevcut iktidarin erkini sürdürülebilir kilma amaciyla çok ciddi girisimlerde bulunabilecegi izlenimi vermesi bir önce degindigim süphenin kaynagidir. Kampanyadan sandiklara, oradan nihai sonuçlarin derlenecegi YSK bilgisayarlarina kadar geçecek seçim süreci simdiden birçok olaya gebe görünmektedir. Seçim kampanyasina yönelik süreci düzenleyecek yasa degisikligi AKP’nin oylari ve de muhalefet partilerinin temele inmeyen elestirileri ile adeta gözlerden irak kabul edildi. Kabul edilen yasa, üstü örtülü olarak parasal güce agirlik vermekteydi. Sanirsiniz ki ABD’deki gibi kampanya destek fonlari denetlenecek. Ne ki, yasa böyle bir denetimden ziyade fonlari, yasayi dolanarak, arttirmanin yolunu açiyordu. Seçmenlere “esantiyon” hediye paketleri dagitilabilecekti. Gerçi bunlarin bedeli sözde sinirlaniyordu ama birkaç kez verilmesinin önü tikanmiyordu. Ünlü öyküde oldugu gibi “parayi veren düdügü çalacakti”.
Önümüzdeki halkoylamasi süresince bu baglamda yeni bir olanak daha ortaya çikacaktir: Iftar ve Sahur çadirlari. Bir gazete haberinin yalancisiyim, daha simdiden, tonlarca et (ithal olabilir) bu çadirlara tahsis edilmis durumda. Camiler, türbeler, Kadir gecesi, kampanya için bulunmaz nimettir. Hele 9-10-11 Eylül’de ki bayram ziyaretleri kampanyaya yönelik en büyük nimettir.
Emekçilerimiz, aydinlarimiz, muhalefet partilerimiz halkoyu kampanya sürecini, bir askeri savasim stratejisi gibi ele almak durumundadir. Günümüzün iletisim araçlari insanin “özgür iradesi” kavramini sadece sözde birakmislardir; özde artik böyle bir kavramdan bahsedilemez.
1946’da yapilan baskin seçimin yankilari günümüze kadar uzanmistir. Türkiye’de tek dereceli ve çok partili ilk milletvekili seçimi Temmuz 1946’da gerçeklesmistir. Radyo devletin elindeydi. Böylece CHP’ye önemli bir avantaj sagladi. Seçim, Içisleri Bakanliginin denetimi altinda, açik oy – gizli tasnif ve çogunluk ilkesine göre yapiliyordu. Günümüz politikacilarinin pek azi o günleri bilinçli olarak idrak etmislerdir. Iktidar sandiklari gönlünce belirlemis, seçim adaleti çignenmisti. Dönemin muhalefetini temsil eden Demokrat Parti, kurultayinda bu yolsuzlugu ele alarak “Milli Husumet Andi” denen ilkeleri kabul etmisti.
Açik olan sudur: Türkiye 12 Eylül kamu oylamasiyla “12 Eylül”den hesap sormuyor, ondan daha da acimasiz bir döneme girmenin ilk adimini atmak istiyor. “Sevgimiz millet, oyumuz Evet” slogani ne kadar yanlissa, ülkenin sahip olabildigi en ilerici Anayasa olan 1961 anayasasi oylamasinda sag partilerin kullandigi “Hayir’da hayir vardir” belgisi de o denli yanlistir. Gerçek ve dogru slogan “Fasizme, Talana, sömürüyle Hayir”dir.
Unutulmamasi gereken küresellesen kapitalizmin arkaladigi “Neo Fasizm”in kendini kabul ettirmesi alisveris merkezlerinden geçmekte; cami, kilise ve havralardan aldigi icazetle mümkündür. Bir yandan ulusal borsamiz indeksi 60’i geçerek rekorlar kirarken, diger yandan sayisal bilgileri gönlünce düzenleyen, istihdamsiz büyümeye rekorlar kirdiran TUIK bile ülkemizdeki gelir dagilimi verilerinin degismedigini, en düsük gelir dilimiyle, en yüksek gelir diliminin (%20’lik dilimler) arasinda sekiz kat fark oldugunu açikliyor. Ne ki, %10 ve %5’lik dilimlerdeki tepe ile dip farkindan hiç söz etmiyor.
Özgür iradenin özünü ortadan kaldirip sözüyle yetinenlerin firinina kürekle oy atanlarin uyanmasi gerekiyor. Yagmaya, talana, sömürüye, issizlige, fukaraligi HAYIR demenin zamani gelmedi mi?
Tevfik Çavdar
Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat |
Resimleri Gizle