Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle
Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 21 Mart 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 07:43
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=13783


Cezalarin en üst tarifeden istenmis olmasi can sikici elbette. Aralarinda kamuoyunun görevleri sirasinda tanidigi, siyasilerin mesai arkadasligi yaptigi isimler de bulunan bir heyet var karsimizda; verilen cezalar pek agir duruyor...Koru’ya göre saniklar uydurma bir örgütün üyesi olmakla haksizca suçlanmalarina karsi seslerini çikartmasa, davanin düzmece oldugunun altini kanitlariyla birlikte israrla çizmese, siyasi bir operasyona maruz kaldiklarini haykirmasa, Silivri mahkemelerinde adalet dagitilmadigini desifre etmese müebbet cezasi almayacakti… Suçlamalari sessizce kabul edip, makul savunmalar yapsalar, örgüt üyeliginden 10-15-20 yil yatip çikarlar, mahkemeler de 64 kisiye müebbet vermek zorunda kalmazdi. Böylece adalet yerini tam anlamiyla bulmus olurdu...
Acaba savunmanin yanlisligiyla ilgili olabilir mi?
Ülkemiz siyasi hafizasinda kötü örnek olarak hatirlanan Deniz Gezmis ve arkadaslarinin davasinda, çok daha hafif cezalarla sonuç almak mümkün iken, yargilananlardan birer ‘kahraman’ olusturmak için savunmanin çetin bir yola basvurdugu söylenir. Dogru mudur, bilemem. Ergenekon davasinda farkli bir savunma tarzi izlense, topyekün inkâr yerine araya mesafe koyma çabasina girilseydi sonucun simdikinden degisik olabilecegini düsünüyorum.
Böyle düsünmemin sebebi su: Basindan dört ciddi askeri müdahale geçmis, her müdahale öncesinde kiskirtici eylemler, suikastlar, toplumsal hareketlilikler yasanmis bir ülke burasi; siyasi hafizalarimiz eskiyle bugün arasinda kolayca paralellik kurabiliyor. 2002 sonrasinda yasanan olaganüstülükleri anlamaya yarayan bir davayi, onlari görmezden gelen savunmalarla geçistirmek yanlis gibi...




“Bugün Silivri’de adalet, hukuk ve insan haklari bir kez daha ayaklar altina alinmistir. Savcilar, meclisin çikardigi yasalari hiçe saymistir. Hukukun bütün temel ilkeleri çignenmistir. Saniklarin, savunmalari, gösterdikleri lehe deliller tamamen yok sayilmistir. Güvenirligi tartismali, gizli taniklarin, saniklarla arasinda açikça husumet bulunan sözde taniklarin, akil ve mantiktan uzak iddialari kesin delil sayilmistir. Mahkeme heyeti; savcilarin iddialarina karsilik saniklarin ve avukatlarin savunma taleplerini reddetmis, maddi gerçege ulasmak için ayagina kadar gelen taniklari dahi dinlemeyi reddetmistir. Iddianame; delil degeri olmayan, sonradan üretilmis çogu sahte delillere dayandirilmis, yargilama asamasinda hukuka aykiri deliller hiçbir sekilde ayiklanmamistir. Bugün okunan belgeler savunma tarafina ve dolayisiyla iddia makamina henüz sunulmadan 2 bin 200 küsür sayfadan ibaret. Esas hakkindaki mütalaanin savcilar tarafindan durusmada yazili olarak okunmasi, mütalaanin da tipki karar gibi önceden hazirlanmis oldugunu ortaya koymustur. Bu davanin hedefi Cumhuriyetin degerleri, kurumlari, Atatürk ilkeleri ve devrimleridir. Bu nedenlerle savciligin sözde esas hakkindaki mütalaasini tanimiyoruz, reddediyoruz. Gelinen noktada hukuku hakla birlikte arama mücadelesini sürdürecegiz. Davanin bundan sonraki asamalarinda mahkeme heyetine ve savciliga ragmen adaleti ve özgürlügü istemeye devam edecegiz. Bu dava Türkiye’nin hukuk imtihanidir. Tüm halkimizi Ergenekon tutsaklarinin hukuk mücadelesine omuz vermeye çagiriyoruz.”


Ergenekon savcilarinin açikladigi sözde esas hakkindaki mütalaa; faili meçhul, dayanaksiz suçlamalarla dolu bir ihbar mektubundan farksizdir.
Savcilar Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkina karsi suç islemistir.
Cumhuriyet savciligi ayaklar altina alinacak kadar ucuz degildir.
Tasfiye halindeki mahkemede okunan bu mütalaayi yirtiyoruz.
Savcilar varligini kanitlayamadiklari örgüt için “sabittir” deyip geçmistir. Sabit olan tek sey hukuksuzluktur, zulümdür.
Gelinen noktada hukuku halkla aramanin tam zamanidir.
Halkimizi 8 Nisan’daki durusmada Silivri’de olmaya, adalet mücadelesini birlikte vermeye çagiriyoruz.
Bu mütalaa yirtilacak, Silivri yikilacak.
Ülkeye hizmetin bedeli müebbet mi olmaliydi..
20.03.2013Ergenekon davasinda hakkinda agirlastirilmis müebbet hapis istenen CHP milletvekili Mehmet Haberal, Silivri’den bir açiklama yapti.
Iste o açiklama:
ÜLKEYE HIZMETIN BEDELI, AGIRLASTIRILMIS MÜEBBET HAPIS MI OLMALIYDI?
Tüm yasantim boyunca sadece hizmete talip bir bilim insani olarak, ülkemize ve milletimize kazandirdigim eserler ortada iken, bugün Iddia Makami tarafindan düzenlenen Sözde Mütalaada, sanal bir terör örgütünün yöneticisi olarak gösterilmeye çalisilmam adalet ve hukuk adina utanç vericidir.
Iddia Makami’nin, yargilamanin bu asamasina kadar toplanan somut delilleri, resmi belgeleri ve objektif tanik beyanlarini hiçe sayarak, sadece saniklari suçlamak adina düzmece delillere ve geçmiste yüz kizartici suçlardan hükümlü sözde taniklarin hayali senaryolarina itibar etmek suretiyle hazirladigi bu mütalaayi, her cümlesi ve her kelimesi ile reddediyorum.
Asla unutulmamalidir ki; gerçekler inatçidir. Görmeyenler ya da görmek istemeyenler de, bu gerçekleri bir gün mutlaka görmek zorunda kalacaklardir!
Aziz milletimizin bilgisine saygiyla sunuyorum.
CHP 24.dönem Zonguldak Milletvekili
Prof. Dr. Mehmet Haberal
Odatv.com************************************************************
ZAVALLI - MAGDUR , ÖNGÖRÜLEN AÇIKLAMASINI UZAKLARDAN YAPTI..!.S.D.Erdogan saldirilari Ergenekon'a bagladi...
Dün aksam saatlerinde Ankara'da yasanan saldirilarla ilgili açiklamalarda bulunan Erdogan, saldirilarin arkasinda Ergenekon'un oldugunu öne sürdü.
Basbakan Recep Tayyip Erdogan, Kopenhag'da kaldigi Marriot Otel'den Kraliçe II. Margrethe ile görüsmeye gitmek üzere ayrildigi sirada, gazetecilerin dün aksam saatlerinde Ankara'da yasanan saldirilarla ilgili sorulari üzerine 'ciddi bilgiler oldugunu' öne sürmüs ve ayrintili açiklamayi daha sonra yapacagini belirtmisti.
Erdogan saldirilarin 'Ergenokon'la baglantili' oldugunu belirterek, "Siyasi partilere yönelik yapilan bu saldirinin baska bir izahi olamaz. Olayin bir baska boyutu da Ergenekon'la olan baglantisidir. Türkiye ne zaman saglikli bir sürecin içerisine girmisse, derin devlet ve Ergenekon gibi baglantilar ortaya çikmistir.Su anki eylem de bunun bir benzeridir. Ama artik farkli bir Türkiye var. Çözüm sürecini engellemeye çalisan provoke etmeye çalisan bir örgüt var. Ama biz bunlara pabuç birakmayacagiz. Kararlilikla yolumuza devam edecegiz. Iradesini bir yerlere teslim etmis taseronlara bu süreci birakmayacagiz." dedi.
Türkiye ve Danimarka firmalarinin temsilcilerinin yer aldigi Üstyönetici (CEO) Forumu'nda yaptigi konusmada da konuya deginen Erdogan su ifadeleri kullandi:"Son derece kritik, son derece hassas bir süreçten geçerken yapilan bu saldirilar çok açik sekilde, demokrasiye, çözüm sürecine, milli iradeye ve kardesligimize yapilmis saldirilardir. Terör kimi, nereyi hedef alirsa alsin elbette kötüdür ancak bir siyasi partiyi, demokrasinin, millet iradesinin, çok sesliligin en önemli unsurunu hedef almak takdir edersiniz ki çok daha kötüdür.
Saldirilar demokratiklesme ve çözüm süreci noktasinda, ne kadar dogru bir yolda oldugumuzu gösteriyor. Kardeslikten, demokrasiden, hukuktan rahatsiz olan tüm bu çevrelere ragmen yolumuza kararlilikla yürüyecegiz. Türkiye son 10 yilda demokrasi, hukuk ve kardeslik üzerinde büyüdü ve demokrasi ile ekonomiyi atbasi götürmek suretiyle bugünlere ulasti, insallah böylece de büyümeye devam edecek."
*******************************************************
Yilmaz Özdil
20 Mart 2013 Hürriyet
Imrali’ya muhabbet
Silivri’ye müebbet..
Terörist, tanik.
Genelkurmay baskani, saniksa…
Müebbet bile az.
Almanya’da Deniz Feneri’nin dolandiricilari yargilanirken,
Türkiye’de Deniz Feneri’nin savcilari yargilaniyorsa…
Yunus Emre sansürlenirken, Fareler ve Insanlar sakincali, Seker Portakali erotik bulunurken, Örümcek Adam namaza basliyorsa…
Insanlari domuz bagiyla bogup oturma odasina gömenler, davul-zurna esliginde halay çeke çeke serbest birakilirken, diri diri yakilan Madimak zamanasimina ugruyorsa…
Dekolte giyen kadinlar tecavüzü hak eder diyen profesör, hâlâ görevinin basindayken, son nefesine kadar kiz çocuklarimizin okula gitmesi için gayret eden rahmetli profesör’ün arkasindan hâlâ “fahise” diye yaziliyorsa…
Vahdettin’in Ingiliz zirhlisiyla kaçtigi gün, TBMM tarafindan Dolmabahçe Sarayi’nda Abdülmecid’i anma töreni düzenlenirken, 29 Ekim’i Birinci Meclis’in önünde kutlamak isteyenlere biber gazi sikiliyorsa…
19 Mayis törenlerinin stadyumlarda yapilmasin demokratik ülkeye yakismiyor denirken, AKP Il Kongresi stadyumda yapiliyorsa…
Mücadeleden vazgeçip, müzakereye basladigimiz sayin imrali’yla adeta mudanya mütarekesi imzalaniyorsa… Türk olmak, ayip kaçiyorsa…
Ekonomik adalette, pirlanta’nin kadevesi sifir’ken, tezek’in kadevesi yüzde 18’se…
Sosyal adalette, kisi basina milli gelir hesaplanirken, nüfusumuz aniden azaliyor, seçim yaklasirken, seçmen sayimiz aniden artiyorsa…
Egitim adaletinde, çagla badem’ler büyüsün de badem olsun diye, üniversite sinav sorularina alenen sifre konuyorsa…
Bizzat basbakan, hukuk’un ulema’ya sorulmasi gerektigini söylerken, meclis anayasa komisyonu baskani, anayasa hukukçusu profesör, bana ne ulan, git savciya söyle, atsin içeri diyorsa…
Daha neyin mütalaasini merak ediyorsun birader?