Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster


Adalet Saraylarında Adalet Kaybolmuş Çok Mu?


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 21 Mart 2013
Geçerli Tarih: 20 Nisan 2026, 09:20
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=13783


ADALET SARAYLARINDA “ADALET” KAYBOLMUS ÇOK MU ?
Dün Silivri’de Adalet katledildi.
Ülkemizin aydinlik,Yurtsever,çagdas insanlarinin,
Ölüm fermanina yol veren iddianameyi mahkemeye sundular.

ABD-AB-CIA-TARIKAT- CEMAAT
IS BIRLIKÇI SIYASETÇILER-YANDAS YARGI

El birligiyle Türkiye’yi uçurumdan asagiya itmeye çalisiyorlar.
Ülke agir bir sivil darbe yasiyor.
Askeri vesayeti yok edecegiz diyenler,
Türkiye’ye çok daha agir,
bagimsizligimizi da devreden,Ülkeyi bölmeye çalisan,
Laik Cumhuriyet yerine Din Devletini dayatan,
Sivil ve baskici vesayeti
getirdiler.
Bu karanlik dönem aynen Amerikan’in MC Charty’si gibi
ileride lanetle anilacaktir.

En ileri demokrasiyi getirdiklerini söylediler.
Ehh demokratik bir ülkeye Dünyanin en büyük mahkemeleri yakisirdi.
Enn büyük mahkemeleri yaparak adlarina “Adalet Sarayi” dediler.
Çagdas ülkeler en büyük kütüphaneleri,sergi salonlarini,
En büyük tiyatrolari,en büyük opera binalarini,
kültür merkezlerini yaparken,
Biz en büyük mahkemeleri yaptik,
Utanmadan da bunlarla övündük !!!
Bu saraylarin içine giren yargiçlar,zabit katipleri,avukatlar bile kayboluyordu.
Görevlilerindahi kayboldugu Adalet Saraylarinda !!!
Adalet kaybolmus çok mu ?

Bu saraylarda en yetkili savcilara ve yargiçlara donanimli odalar,
Altlarina zirhli mercedesler verdiler.
Adaletin terazisini “kili kirk yararak” tartan eski hukukçular yerine,
Yakaladiklari ülke aydinlarini,genç ögrencileri,askerleri,
Kirk ambar çuvalina atan,
Gerçeklere kulaklarini kapatan,
Milyonlarca sayfa düzmece iddianame hazirlayan,
Iddianamelere sahte kanitlar yapistiran savcilarla
Bu iddianameleri okur gibi yaparak kararlarini pesin veren,
Adaletin kilicini körleten yargiçlar ortaya çikti.

En onursuz,serefsiz insanlari, katilleri,kadin saticilarini
tanik yapan,kadin satan serefsiz katillerin sözleriyle,
Devlete 40 sene serefle hizmet etmisleri,
Yurdunu,bayragini,Ulusunu sevenleri,
Mahküm eden eden bir garip hukukçular geldi.
Ülkeyi kasip kavurdular.
Elbet günü gelecek, gerçek savci ve yargiçlar,
cübbelerini giyerek,
geregini yapacaklardir.

Gün olacak,
Hukuk ve adeletin parlak günesi elbet dogacak,
Devran dönecektir.

Dakka,Dukka.
Not ; Asagida benimle birlikte AB yetkililerine de gönderilmis
Hapishanede tutuklu bir ögrenci mektubunu paylasiyorum.

N.K
19 Mart 2013


HAPISHANEDE OLAN BIR ÖGRENCININ MEKTUBU..
LETTER FROM A TURKISH STUDENT PRISONER..

Merhaba,
Size Sincan Kadin Kapali Hapishanesi’nden yaziyorum.
Adim Sinem. Son dönemde sikça gündeme gelen 700’ü askin tutuklu ögrencilerden biriyim.

Hacettepe Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi Saglik Idaresi Anabilim ve Sosyoloji yan dal ögrencisiyim/ögrencisiydim. 13 Kasim’da yasadisi Maoist Komünist Partisi’ne (MKP) “üye olmak” gerekçesiyle gözaltina alindim. 17 Kasim’da ise tutuklanip su an bulundugum hapishaneye getirildim. Deliller neydi biliyor musunuz; 1 Mayis, 8 Mart, 6 Kasim, 19 Aralik gibi tarihlerde eylemlere katilmam.
Eminim çok sasirmamissinizdir. Isçi mücadelesi gününe katilmak, kadinlar gününe katilmak, YÖK’ü protesto etmek, Hrant Dink’in sokak ortasinda tipki diger, demokrasiden yana olan aydinlar gibi öldürülmesini protesto etmek, bütün bunlar yasadisi örgüte üye olmak kaniti olarak sunuldu. Unutmadan, son dönemde ODTÜ’de basbakanin gelmesini protesto eden kisilerden biri olmam da kanitlar arasindaydi. Hatirlarsiniz 5 Ocak 2010’da da geçenlerde yasanan protesto gösterisine benzer bir protesto olmustu. Basbakan o zaman da hedef göstermisti bizleri, birer birer. Belki hemen gözaltina alinip tutuklanmadik ama tüm çabalara ragmen, basbakanin verdigi ferman geçerliligini hiçbir zaman yitirmiyordu, bunu unutmustuk. Kindar nesil yetistirmek ancak böyle kindar bir basbakanin isi olabilir, sizce de öyle degil mi?
Yaklasik 2 aydir hapishanedeyim ve bu kisacik süre içerisinde iki defa gardiyanlar tarafindan darp edildim. Ilki koridorun ortasinda ayakkabimi çikarmam istendiginde ve benim hücremde çikaracagimi söyledigimde ne oldugunu anlamadan yaklasik 15 gardiyan tarafindan, ikincisi ise haftada 10 dakika kullanabildigimiz telefonda soyismimi söylemedigim için ve söylemem gerektigine dair hiçbir uyari yapilmadan yasandi.
Darp edilen benken adima disiplin sorusturmasi açildi. Ve birinden 1 ay, öbüründen 2 ay çesitli etkinliklere katilamama cezasi verildi. Yani haftada 1 kez 10 dakikalik telefon hakkim da alinacak elimden.
Yasadigim magduriyetler bunlarla sinirli degil, sinavlarima girmek için üniversiteye basvuruda bulundum. Okulum bize tutuklanmama dair ellerinde bilgi olmadigi gerekçesiyle sinavlarima giremeyecegime dair ifadelerle karsilik verdi. Oysa benimle beraber tutuklanan Ankara Üniversitesi ve ODTÜ’den arkadaslarim sinavlarina girdiler. Bense yaklasik 1.5 ay boyunca, dilekçe yazdim, bütün bunlarin sonunda geçen hafta persembe günü 3 saatte 8 sinavima, cuma günü 3 saatte ise 7 sinavima girdim. Itiraz dahi edemedim sinavlarimin bu kadar sikisik olmasina, çünkü bu üniversitenin bana sundugu, onlar açisindan, bir “lütuftu”.
Daha anlatacak çok hak gaspi var ama eminim diger tutuklu arkadaslarim da sik sik yaziyorlardir ve siz yapilanlardan haberdarsinizdir. Tutuklu ögrencilere dair gerek yazilarinizda gerekse yaptiginiz programda degindiginiz için tesekkürler. Benim mektubumu da okudugunuz için simdiden tesekkür ederim. Sesimize ses olmaniz dilegiyle… Hosça kalin…
Sincan Kadin Kapali Hapishanesi’nden sevgilerle.
NOT: Mektubu bitirdikten kisa bir süre sonra elime ulasan kâgitta yazilanlari da eklemek istiyorum. 1.5 aydir “haberimiz yok, sinavlara giremezsin” diyen üniversite yönetimi tarafindan tutuklanmamin ardindan 3 gün sonra, yani 22 Kasim’da adima disiplin sorusturmasi baslatilmis. Sinavlar için haberi olmayan yönetimin sorusturma için nereden, nasil haber aldigini anlamadim dogrusu…
Sinem MUT
07.03.2013

Fehmi Koru ar damarini çatlatti: Ergenekon'da müebbet cezalarinin suçu savunmada..


Fehmi Koru bugünkü yazisinda Ergenekon davasinda saniklar için istenen inanilmaz cezalari, yargilananlarin kendini savunmasina baglayarak akil, mantik ve vicdan sinirlarini zorlamayi basardi…
Star gazetesi yazari Fehmi Koru, bugünkü yazisinda Ergenekon davasinda 64 sanik için istenen agirlastirilmis müebbet cezasini “savunmanin yanlisligina” baglayarak, akil, mantik ve vicdan sinirlarini zorlamayi basardi.
Ergenekon davasinin kamuoyu vicdaninda adalet inancina dönük yarattigi güvensizligi ve yarginin yasadigi itibar kaybini artik yandaslar dahi kabul etmis durumda. Düzmece delillerle, saibeli gizli taniklarla uydurulan iddianameler, saniklarin kendini savunma hakkinin dahi kisitlandigi zorbaca yönetilen durusmalar, birbirine benzemez bir sürü insanin ayni çuvala tikistirildigi bir örgüt…
Artik kimse ne Ergenekon denilen bu örgütün varligina, ne de bu davalarda adalet dagitildigina inaniyor. Yargilama sürecinde yasananlar, bu davalarla Türkiye’nin demokratiklestigini düsünenlerde bile davanin mesrulugunu kaybetmesine sebep oldu.
Fehmi Koru da bu durumu fark etmis olacak ki bu sürecin bu hale nasil geldigini kendi mesrebince anlatmaya çalisiyor.
Inanilmaz olansa esine az rastlanir bir hukuk skandali olarak tarihteki yerini alacak olan Ergenekon davasinda verilen cezalarin sorumlulugunu, saniklarin en temel insani ve yurttaslik hakki olan kendilerini savunmalarina bagliyor:
Cezalarin en üst tarifeden istenmis olmasi can sikici elbette. Aralarinda kamuoyunun görevleri sirasinda tanidigi, siyasilerin mesai arkadasligi yaptigi isimler de bulunan bir heyet var karsimizda; verilen cezalar pek agir duruyor...
Acaba savunmanin yanlisligiyla ilgili olabilir mi?
Ülkemiz siyasi hafizasinda kötü örnek olarak hatirlanan Deniz Gezmis ve arkadaslarinin davasinda, çok daha hafif cezalarla sonuç almak mümkün iken, yargilananlardan birer ‘kahraman’ olusturmak için savunmanin çetin bir yola basvurdugu söylenir. Dogru mudur, bilemem. Ergenekon davasinda farkli bir savunma tarzi izlense, topyekün inkâr yerine araya mesafe koyma çabasina girilseydi sonucun simdikinden degisik olabilecegini düsünüyorum.
Böyle düsünmemin sebebi su: Basindan dört ciddi askeri müdahale geçmis, her müdahale öncesinde kiskirtici eylemler, suikastlar, toplumsal hareketlilikler yasanmis bir ülke burasi; siyasi hafizalarimiz eskiyle bugün arasinda kolayca paralellik kurabiliyor. 2002 sonrasinda yasanan olaganüstülükleri anlamaya yarayan bir davayi, onlari görmezden gelen savunmalarla geçistirmek yanlis gibi...
Koru’ya göre saniklar uydurma bir örgütün üyesi olmakla haksizca suçlanmalarina karsi seslerini çikartmasa, davanin düzmece oldugunun altini kanitlariyla birlikte israrla çizmese, siyasi bir operasyona maruz kaldiklarini haykirmasa, Silivri mahkemelerinde adalet dagitilmadigini desifre etmese müebbet cezasi almayacakti… Suçlamalari sessizce kabul edip, makul savunmalar yapsalar, örgüt üyeliginden 10-15-20 yil yatip çikarlar, mahkemeler de 64 kisiye müebbet vermek zorunda kalmazdi. Böylece adalet yerini tam anlamiyla bulmus olurdu...
Koru'nun yazisi, Ergenekon davasinda yasanan skandallari mazur göstermeye çalismanin insani nasil saçmalatabilecegini anlatmasi açisindan dikkat çekerken, artik mizragin çuvala sigmadiginin da yandas bir kalemden ifadesi oldu.
Demokrasi laflariyla yatip kalkanlarin, insan haklarindan dem vuranlarin hukuksal ve insani trajediye dönüsen siyasi bir davada suçu saniklarin kendini savunmasinda bulmasi ise esine az rastlanir bir aymazlik örnegi olarak tarihe geçti bile.
Volkan Algan (soL)


Ergenekon davasinin bir sonraki durusmasi 8 Nisan'da


Ergenekon Davasi savcisi Mehmet Ali Pekgüzel, 67'si tutuklu 275 sanikla ilgili esas hakkindaki mütalaayi tamamladiklarini belirterek, mahkemeye sundu.
00:07
Ergenekon davasinda mahkeme, savcilarin 20 sanik ile ilgili yakalama karar isteminin reddine karar verdi. Ancak saniklara yurt disina çikma yasagi konuldu.

Durusma 8 Nisan tarihine ertelendi.


Iste Ergenekon davasinda müebbet istenen 64 kisi...


Ergenekon davasinda mütalaasini açiklayan savcilar toplam 64 kisi hakkinda agirlastirilmis müebbet hapis cezasi istedi.
Ergenekon davasinda 5 yil ve 600'e yakin durusma sonunda savcilar esas hakkindaki mütalaasini açikladi. Savcilar 64 kisi hakkinda agirlastirilmis müebbet hapis cezasi istedi.
Savcilarin esas hakkindaki mütalaasinda TCK 312-1 kapsaminda agirlastirilmis müebbet hapis istenenler söyle:
1 - Hursit Tolon
2 - Tuncay Özkan
3 - Alaettin Sevim
4 - Alparslan Arslan
5 - Bekir Öztürk
6 - Cemal Gökçeoglu
7 - Cihandar Hasan Hanoglu
8 - Dogu Perinçek
9 - Durmus Ali Özoglu
10 - Dursun Çiçek
11 - Emin Gürses
12 - Ergün Poyraz
13 - Erhan Timuroglu
14 - Erol Manisa
15 - Fatih Hilmioglu
16 - Ferit Ilsever
17 - Fuat Selvi
18 - Ümit Sayin
19 - Kemal Gürüz
20 - Hasan Ataman Yildirim
21 - Hasan Atilla Ugur
22 - Hasan Igsiz
23 - Hayrettin Ertekin
24 - Hayrullah Mahmut Özgür
25 - Hifzi Çubuklu
26 - Hulusi Gülbahar
27 - Hüseyin Görüm
28 - Nusret Tasdeler
29 - Ibrahim Sahin
30 - Ismail Hakki Pekin
31 - Ismail Sagi
32 - Ismail Yildiz
33 - Kemal Aydin
34 - Kemal Kerinçsiz
35 - Kemal Alemdaroglu
36 - Levent Ersöz
37 - Mehmet Eröz
38 - Mehmet Fikri Karadag
39 - Mehmet Haberal
40 - Ilker Basbug
41 - Mehmet Otuzbiroglu
42 - Sener Eruygur
43 - Muammer Karabulut
44 - Muhittin Erdal Senel
45 - Murat Uslukiliç
46 - Mustafa yurtkuran
47 - Mustafa Balbay
48 - Mustafa Dönmez
49 - Mustafa Koç
50 - Ferit Bernay
51 - Muzaffer Tekin
52 - Neriman Aydin
53 - Oktay Yildirim
54 - Orhan Güçlü
55 - Osman Yildirim
56 - Sedat Özüer
57 - Serhan Bolluk
58 - Sevgi Erenerol
59 - Sinan Aygün
60 - Tekin Irsi
61 - Veli Küçük
62 - Yalçin Küçük
63 -Yusuf Erikel
64 - Ziya Ilker Göktas

Iste Ergenekon'da yakalama karari istenen 20 isim!


Ergenekon savcilari esas hakkinda verdikleri mütalaada 20 sanik için tutuklama karari istedi.
DHA'nin haberine göre, Ergenekon davasinda verilen esas hakkindaki mütalaada, aralarinda Eski YÖK Baskani Prof. Dr. Kemal Gürüz, Istanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroglu'nun da bulundugu 20 tutuksuz sanik hakkinda yüklenen suçu islediklerine dair iddianamelerde belirtilen kuvvetli suç süphesini gösteren somut olgular bulundugu gerekçesiyle yakalama karari verilmesi istendi.
Haklarinda yakalama karari istenen saniklar söyle siralandi:
1-Eski YÖK Baskani Prof. Dr. Kemal Gürüz
2-Istanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Alemdaroglu
3-Emekli Tümgeneral Erdal Senel
4-Mustafa Özbek
5-Riza Ferit Bernay
6-Emin Gürses
7-Bekir Ozturk
8-Birol Basaran
9-Cihandar Hasanhanoglu
10-Erol Manisali
11-Ferid Ilsever
12-Hayrettin Ertekin
13-Hayrullah Mahmud Özgür
14-Hüseyin Görüm
15-Muammer Karabulut
16-Mustafa Abbas Yurtkuran
17-Mustafa Koç
18-Neriman Aydin
19-Serhan Bolluk
20-Tekin Irsi

Ergenekon saniklarindan savcilik mütalaasina karsi ortak açiklama..


Ergenekon davasinda yargilanan saniklar, avukatlari araciligiyla savcilik mütalaasina karsi ortak açiklama yapti.
Açiklamada, "Savciligin sözde esas hakkinda mütalaasini tanimiyoruz, reddediyoruz" denildi.
Durusmaya ara verildigi sirada salon disina çikan avukatlar adina basin açiklamasini avukat Serkan Günel okudu.
Açiklama da sunlar kaydedildi:
“Bugün Silivri’de adalet, hukuk ve insan haklari bir kez daha ayaklar altina alinmistir. Savcilar, meclisin çikardigi yasalari hiçe saymistir. Hukukun bütün temel ilkeleri çignenmistir. Saniklarin, savunmalari, gösterdikleri lehe deliller tamamen yok sayilmistir. Güvenirligi tartismali, gizli taniklarin, saniklarla arasinda açikça husumet bulunan sözde taniklarin, akil ve mantiktan uzak iddialari kesin delil sayilmistir. Mahkeme heyeti; savcilarin iddialarina karsilik saniklarin ve avukatlarin savunma taleplerini reddetmis, maddi gerçege ulasmak için ayagina kadar gelen taniklari dahi dinlemeyi reddetmistir. Iddianame; delil degeri olmayan, sonradan üretilmis çogu sahte delillere dayandirilmis, yargilama asamasinda hukuka aykiri deliller hiçbir sekilde ayiklanmamistir. Bugün okunan belgeler savunma tarafina ve dolayisiyla iddia makamina henüz sunulmadan 2 bin 200 küsür sayfadan ibaret. Esas hakkindaki mütalaanin savcilar tarafindan durusmada yazili olarak okunmasi, mütalaanin da tipki karar gibi önceden hazirlanmis oldugunu ortaya koymustur. Bu davanin hedefi Cumhuriyetin degerleri, kurumlari, Atatürk ilkeleri ve devrimleridir. Bu nedenlerle savciligin sözde esas hakkindaki mütalaasini tanimiyoruz, reddediyoruz. Gelinen noktada hukuku hakla birlikte arama mücadelesini sürdürecegiz. Davanin bundan sonraki asamalarinda mahkeme heyetine ve savciliga ragmen adaleti ve özgürlügü istemeye devam edecegiz. Bu dava Türkiye’nin hukuk imtihanidir. Tüm halkimizi Ergenekon tutsaklarinin hukuk mücadelesine omuz vermeye çagiriyoruz.”

Cihaner mütalaayi degerlendirdi..


CHP Milletvekili Ilhan Cihaner, Ergenekon davasinda savcinin açikladigi mütalaayi degerlendirdi. "Mahkeme heyetinin saniklara karsi bir husumet besledigi açikça ortaya çikmistir" diyen Cihaner, "Açiklanan mütalaa neyse, karar da o yönde olacaktir. Bu karar zaten önceden yazilmistir" dedi.
Ergenekon Davasi'nda savcilarin mahkemeye sundugu ''Ergenekon örgütünün sabit oldugu tespit edilmistir'' denilen mütaalayi degerlendiren CHP Denizli Milletvekili ve soL gazetesi yazari Ilhan Cihaner, "Karar zaten belli, mütalaada savci ne diyorsa mahkemede de o karar çikacaktir" dedi.
"Bu karar zaten önceden yazilmistir"
Focushaber'e konusarak açiklanan mütalaanin kendisi için sürpriz olmadigini söyleyen Cihaner, "Yargilama sürecinde daha önce benzeri görülmemis hukuksuzluklara tanik olduk. Son olarak olay avukatlara ve saniklara fiziki saldiriya kadar ulasti. Adli yargilamanin ilkeleri tek tek ihlal edildi. Mahkemede hazir bulunan taniklar, yasanin emrine ragmen mahkeme heyeti tarafindan dinlenmedi. Bagimsiz ve adil bir yargilama olsaydi, söz konusu taniklarin dinlenmesi gerekirdi. Bu davada mahkeme heyetinin saniklara karsi bir husumet besledigi açikça ortaya çikmistir. Açiklanan mütalaa neyse, karar da o yönde olacaktir. Bu karar zaten önceden yazilmistir" dedi.

"Ergenekon davasi bir enstrümandir"
Ergenekon davasi için "yeni hegomanyanin en önemli enstrümanlarindan biri" diyen Ilhan Cihaner, "Bu davalarda tek bir tugla düsse bütün bu hegomanya düzeni çöker. Bu yüzden verilen karar hukuki degil, hukuk disi bir karar olacaktir. Buradaki amaç, o düzeni devam ettirmektir" seklinde konustu.

Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'dan mütalaaya yanit: 8 Nisan çagrisi..


Ergenekon davasinda savcilarin haklarinda “agirlastirilmis müebbet hapis” istedikleri Gazeteci Tuncay Özkan ve CHP Izmir Milletvekili, Cumhuriyet gazetesi yazari Mustafa Balbay esas hakkindaki mütalaaya yanit verdi.
Dün açiklanan Ergenekon Davasi mütalaasina iliskin Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay bir açiklama yapti.
Odatv'de yer alan “8 Nisan Çagrisi” baslikli mütalaa yaniti söyle:
Ergenekon savcilarinin açikladigi sözde esas hakkindaki mütalaa; faili meçhul, dayanaksiz suçlamalarla dolu bir ihbar mektubundan farksizdir.
Savcilar Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türk halkina karsi suç islemistir.
Cumhuriyet savciligi ayaklar altina alinacak kadar ucuz degildir.
Tasfiye halindeki mahkemede okunan bu mütalaayi yirtiyoruz.
Savcilar varligini kanitlayamadiklari örgüt için “sabittir” deyip geçmistir. Sabit olan tek sey hukuksuzluktur, zulümdür.
Gelinen noktada hukuku halkla aramanin tam zamanidir.
Halkimizi 8 Nisan’daki durusmada Silivri’de olmaya, adalet mücadelesini birlikte vermeye çagiriyoruz.
Bu mütalaa yirtilacak, Silivri yikilacak.

Ülkeye hizmetin bedeli müebbet mi olmaliydi..
20.03.2013
Ergenekon davasinda hakkinda agirlastirilmis müebbet hapis istenen CHP milletvekili Mehmet Haberal, Silivri’den bir açiklama yapti.
Iste o açiklama:
ÜLKEYE HIZMETIN BEDELI, AGIRLASTIRILMIS MÜEBBET HAPIS MI OLMALIYDI?
Tüm yasantim boyunca sadece hizmete talip bir bilim insani olarak, ülkemize ve milletimize kazandirdigim eserler ortada iken, bugün Iddia Makami tarafindan düzenlenen Sözde Mütalaada, sanal bir terör örgütünün yöneticisi olarak gösterilmeye çalisilmam adalet ve hukuk adina utanç vericidir.
Iddia Makami’nin, yargilamanin bu asamasina kadar toplanan somut delilleri, resmi belgeleri ve objektif tanik beyanlarini hiçe sayarak, sadece saniklari suçlamak adina düzmece delillere ve geçmiste yüz kizartici suçlardan hükümlü sözde taniklarin hayali senaryolarina itibar etmek suretiyle hazirladigi bu mütalaayi, her cümlesi ve her kelimesi ile reddediyorum.
Asla unutulmamalidir ki; gerçekler inatçidir. Görmeyenler ya da görmek istemeyenler de, bu gerçekleri bir gün mutlaka görmek zorunda kalacaklardir!
Aziz milletimizin bilgisine saygiyla sunuyorum.
CHP 24.dönem Zonguldak Milletvekili
Prof. Dr. Mehmet Haberal
Odatv.com
 ************************************************************

ZAVALLI - MAGDUR , ÖNGÖRÜLEN AÇIKLAMASINI UZAKLARDAN YAPTI..!.S.D.

Erdogan saldirilari Ergenekon'a bagladi...


Dün aksam saatlerinde Ankara'da yasanan saldirilarla ilgili açiklamalarda bulunan Erdogan, saldirilarin arkasinda Ergenekon'un oldugunu öne sürdü.
Basbakan Recep Tayyip Erdogan, Kopenhag'da kaldigi Marriot Otel'den Kraliçe II. Margrethe ile görüsmeye gitmek üzere ayrildigi sirada, gazetecilerin dün aksam saatlerinde Ankara'da yasanan saldirilarla ilgili sorulari üzerine 'ciddi bilgiler oldugunu' öne sürmüs ve ayrintili açiklamayi daha sonra yapacagini belirtmisti.
Erdogan saldirilarin 'Ergenokon'la baglantili' oldugunu belirterek, "Siyasi partilere yönelik yapilan bu saldirinin baska bir izahi olamaz. Olayin bir baska boyutu da Ergenekon'la olan baglantisidir. Türkiye ne zaman saglikli bir sürecin içerisine girmisse, derin devlet ve Ergenekon gibi baglantilar ortaya çikmistir.Su anki eylem de bunun bir benzeridir. Ama artik farkli bir Türkiye var. Çözüm sürecini engellemeye çalisan provoke etmeye çalisan bir örgüt var. Ama biz bunlara pabuç birakmayacagiz. Kararlilikla yolumuza devam edecegiz. Iradesini bir yerlere teslim etmis taseronlara bu süreci birakmayacagiz." dedi.
Türkiye ve Danimarka firmalarinin temsilcilerinin yer aldigi Üstyönetici (CEO) Forumu'nda yaptigi konusmada da konuya deginen Erdogan su ifadeleri kullandi:

"Son derece kritik, son derece hassas bir süreçten geçerken yapilan bu saldirilar çok açik sekilde, demokrasiye, çözüm sürecine, milli iradeye ve kardesligimize yapilmis saldirilardir. Terör kimi, nereyi hedef alirsa alsin elbette kötüdür ancak bir siyasi partiyi, demokrasinin, millet iradesinin, çok sesliligin en önemli unsurunu hedef almak takdir edersiniz ki çok daha kötüdür.
Saldirilar demokratiklesme ve çözüm süreci noktasinda, ne kadar dogru bir yolda oldugumuzu gösteriyor. Kardeslikten, demokrasiden, hukuktan rahatsiz olan tüm bu çevrelere ragmen yolumuza kararlilikla yürüyecegiz. Türkiye son 10 yilda demokrasi, hukuk ve kardeslik üzerinde büyüdü ve demokrasi ile ekonomiyi atbasi götürmek suretiyle bugünlere ulasti, insallah böylece de büyümeye devam edecek."


*******************************************************


Yilmaz Özdil
20 Mart 2013 Hürriyet

Imrali’ya muhabbet
Silivri’ye müebbet..

Terörist, tanik.
Genelkurmay baskani, saniksa…
Müebbet bile az.
Almanya’da Deniz Feneri’nin dolandiricilari yargilanirken,
Türkiye’de Deniz Feneri’nin savcilari yargilaniyorsa…

Yunus Emre sansürlenirken, Fareler ve Insanlar sakincali, Seker Portakali erotik bulunurken, Örümcek Adam namaza basliyorsa…
Insanlari domuz bagiyla bogup oturma odasina gömenler, davul-zurna esliginde halay çeke çeke serbest birakilirken, diri diri yakilan Madimak zamanasimina ugruyorsa…
Dekolte giyen kadinlar tecavüzü hak eder diyen profesör, hâlâ görevinin basindayken, son nefesine kadar kiz çocuklarimizin okula gitmesi için gayret eden rahmetli profesör’ün arkasindan hâlâ “fahise” diye yaziliyorsa…
Vahdettin’in Ingiliz zirhlisiyla kaçtigi gün, TBMM tarafindan Dolmabahçe Sarayi’nda Abdülmecid’i anma töreni düzenlenirken, 29 Ekim’i Birinci Meclis’in önünde kutlamak isteyenlere biber gazi sikiliyorsa…
19 Mayis törenlerinin stadyumlarda yapilmasin demokratik ülkeye yakismiyor denirken, AKP Il Kongresi stadyumda yapiliyorsa…
Mücadeleden vazgeçip, müzakereye basladigimiz sayin imrali’yla adeta mudanya mütarekesi imzalaniyorsa… Türk olmak, ayip kaçiyorsa…
Ekonomik adalette, pirlanta’nin kadevesi sifir’ken, tezek’in kadevesi yüzde 18’se…
Sosyal adalette, kisi basina milli gelir hesaplanirken, nüfusumuz aniden azaliyor, seçim yaklasirken, seçmen sayimiz aniden artiyorsa…
Egitim adaletinde, çagla badem’ler büyüsün de badem olsun diye, üniversite sinav sorularina alenen sifre konuyorsa…
Bizzat basbakan, hukuk’un ulema’ya sorulmasi gerektigini söylerken, meclis anayasa komisyonu baskani, anayasa hukukçusu profesör, bana ne ulan, git savciya söyle, atsin içeri diyorsa…
Daha neyin mütalaasini merak ediyorsun birader?


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Göster