Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


On yılda 344 milyar dolar cari açık


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 15 ?ubat 2013
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 23:50
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=13294


On Yilda 344 Milyar Dolar Cari Açik

 

 

Cari açikta biçak kemige dayandi. 2012 yilinda büyüme yüzde 2.5 oluyor. Fert basina büyüme yüzde bir düzeyinde kaliyor. Yine de Türkiye 50 milyar dolar cari açik veriyor.

 

Yüksek enflasyon dönemlerinde, bütçe açiklari sorun idi… Simdi dis açiklar daha büyük sorun oldu. Bütçe açiklari ve enflasyon milli gelir içinde haksiz transferlere neden oldu. Cari açik ile de maalesef soyuluyoruz.

 

Akli basinda bakanlar bile , bu isten endise duymaya basladi. Buna karsilik MB baskani , hala cari açik için yüzde 5 hedef diyor. Yüzde 5 hedef demek 45 milyar dolar cari açik demektir. En büyük istikrar sorunu da budur. Çünkü Türkiye hep kaybedenler kismindadir.

 

Ekonomi Bakani zafer çaglayan , ‘’TL çok degerlidir.. Efektif kur endeksi 120’nin üstüne çikti ( Yani TL dolar ve diger dövizler karsisinda yüzde 20 deger kazandi ) ABD , Çin, Japonya ve Euro bölgesi paralarinin degerlenmesini engellerken , biz tersini yapiyor, TL’ nin degerlenmesini sagliyoruz. Ihracat için önemli bir tehlikedir. ‘’diyor… Buna karsilik Merkez Bankasi yayinladigi kitapçikta , bagimsizligin neden sart oldugu gibi konulari islenirken, Merkez bankalarinin neden hükümetten bagimsiz oldugunu da açikliyor.

 

Merkez Bankasina sormak gerekir ..Yani bagimsizlik ugruna ülkenin kan kaybetmesine seyirci mi kalmak gerekir ? Kaldi ki , MB’nin bagimsizligi tartisilmiyor… Uygulamakta oldugu politikalarin yanlis ve eksik oldugu tartisiliyor.

 

Yasalar uygun degil diye TL’ nin degerli para olmasina yol vermek mi gerekir ? Bu nedenle 2003 yilindan bu yana geçen 10 yilda , Türkiye 344 milyar dolar cari açik verdi.

 

Öncelikli sorun bu cari açigi nasil çözeriz sorunudur ? Tartisilmakta

 

olan yöntem , büyüme oraninin düsürülmesidir. Mamafih 2012 yilinda büyüme orani yüzde 2.5 ve fakat cari açik yine çok yüksek oldu. Bu demektir ki Büyüme oranini düsürmek cari açigi tek basina düsürmeye yetmiyor.

Aslinda , büyüme cari açigi etkiler … Ancak çok açiktir ki , düsük kur (degerli milli para ) da ithalatin artmasina ve ihracatta rekabet gücünün azalmasina neden olur. Bunun içindir ki , her ikisini de birlikte degerlendirmek gerekir. Ne var ki , öncelik Milli paranin asiri degerli olmasini önlemektir.

Sanayi yüzde 70 oraninda ithal aramali kullaniyor. Eger TL degerli olmaya devam ederse, büyüme disa bagimli olmaya devam eder. Büyümeyi frenlemek için, talep eksikliginde , kapasite kullanim orani ve sanayi üretim endeksi düser. Ancak bu durum ekonomide verimliligin düsmesine ve maliyetlerin artmasina neden olur. Bu gün enflasyonun kronik yapi kazanmasinin bir nedeni de budur.

Merkez Bankasi 2003 yili ve TÜFE bazli , Ocak ayi reel kur endeksi 120.76 dir. Bu demektir ki , bu gün 1.77 TL olan dolarin , gerçekte 2.13 TL olmasi gerekir. Ihracat açisindan bu gün bir dolarlik mal ihraç eden ihracatçinin eline 1.77 lira geçiyor. Eger gerçekçi kur olsaydi , eline 2.13 kurus geçecekti. Ihracat cazip olacakti. Buna karsilik ta ithalat ayni oranda daha pahali olacakti. Ithalat pahali olunca bu defa ara malini içerde üretmek daha cazip olacakti.

 

Ne var ki , içeride hemen üretime geçemezsiniz… Birkaç yillik geçis dönemi gerekir. Yapilmasi gereken , kur politikasini degistirmek ve birkaç yillik geçis süresi içinde , ithal ettigimiz aramali ve hammaddeyi içerde üretmektir. Elbetteki aramali ve hammaddenin tamamini içerde üretmek mümkün degildir… Ancak ithal girdi oranini yari yariya azaltmak mümkündür.

 

EKONOMI SPEKÜLASYONA TESLIM

 

Ocaktan ocaga son bir yilda IMKB endeksi yüzde 54 oraninda artti. TÜFE’ye göre indirgendiginde borsanin yüzde 43.5 reel getirisi oldu. Yani borsaya yüz lira yatiran, bir yil sonra parasi 154 lira oldu. Enflasyonun etkisinin giderdikten sonra da bu yüz liranin satin alma gücü 143.5 lira oldu.

 

Baska bir ifade ile Ocak 2013 te, borsanin bir yillik reel getirisi yüzde 43.5 oldu.

Diger finansal yatirim araçlarinin tamami son bir yilda ,reel anlamda kayip getirdi. Mevduat faizi -0.4, Dolar -10.4, Euro – 7.76 ,külçe altin ise -9.17 oraninda reel anlamda zarar getirdi.

2012 yilinda büyüme orani yüzde 2.5 dolayindadir. Borsada hisse senetleri islem gören Sirketlerin kari artmadi … Yatirimlari artmadi … Hisse senetleri hangi kritere göre bu kadar artti ? Bunun adina balon derler . Balonlarda sistigi gibi söner.

Borsada yapilan islemlerde yabancilarin payi yüzde 70 dolayindadir. Bu demektir ki borsaya büyük tasarruflar, spekülatif para ve hedge fonlar hakimdir.

Yabancinin payinin yüksek olmasi, borsa için bir sigorta olarak görülüyordu. Biz de yabancilarin çikisi zor olur, diyorduk. Çünkü endeks düsünce insanin aklina, kime satacak? sorusu geliyordu.

Ancak zor oyunu bozar. Küresel ekonomik kriz nedeniyle yabanci fonlarin paniklemesi ve önceden kazandiklariyla yetinmeleri gibi hesaplardan çikisi da hizlanabilir. Bu anlamda 2013 yili kritik bir yildir.

Mamafih , hizli çikan borsa hizli inmeye basladi. Söz gelimi Ocak ayinda 86.300 ‘e kadar çikan IMKB 100 endeksi , dün 78 bin dolayinda idi. 15 günde yüzde 10 dolayinda geriledi.

Borsaya spekülasyon hakim oldugu sürece, borsa tasarruflarin yatirima yönelmesi seklindeki gerçek islevini yapamaz. Bu tüm dünyada böyledir. Yetmedi , borsada spekülasyona yol açan sicak paranin gittigi ekonomilere , ciddi yabanci yatirim sermayesi de gitmiyor.

Oysaki , Türkiye’nin sifirdan yatirim yapacak , istihdam yaratacak ve ithalatin azalmasini saglayacak , sifirdan yeni yatirimlara ihtiyaci var.

Merkez Bankasinin , ödemeler blançosuna göre , 2012 yilinda portföy yatirimlari için gelen para 40.8 milyar dolar , buna karsilik dogrudan yabanci sermayesi girisi 8.3 milyar dolardir. Bu 8.3 milyar dolarin da 2.6 milyar dolari yabancilarin aldiklari gayrimenkuller nedeniyle giren paradir.

Hiçbir ekonomide ve küresel dünyada tam rekabet sartlari yoktur. Bunun içindir ki , bir çok ülke sicak parayi kontrol ediyor. Türkiye son on yildir , sicak paranin getirdigi suni refah ortaminda yasiyor. Ne var ki sicak para da kisa vadeli bir borçtur.. Üstelik ne zaman çikacagi belli olmayan bir kisa vadeli borçtur.

Bu gün ülke sicak para tuzagina düsmüstür. Sicak para girisi , cari açigin üstünde oldugu için kur baskisi devam ediyor. TL degerleniyor… Bu nedenle de cari açigi kesemiyoruz.

2012 yilinda 48 milyar dolar cari açiga karsilik sicak para , dis kredi ve dogrudan yatirim olarak giren döviz 69.7 milyar dolar oldu. Gayrimenkul satisi disinda bu giren paranin tamami sicak para ve dis borçtur. Bu borçla kabadayilik satiyoruz… Gerçekte ise borç yiyen kesesinden yer.

Bundan sonra sicak paranin kontrol edilmesi zordur. Siyasi iktidar ve ekonomi sicak paraya afyon gibi alismistir. Eger kontrol edilirse hizla çikar ve kirilganlik artar.

Bu asamadan sonra yapilmasi gereken , kur politikasini bir zaman içinde degistimek ve bu arada sicak paradan küçük oranda munzam karsilik ayirarak , onu kayit altina almaktir.


Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle