Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle


Çevre Gününe girerken


Açıklama:
Kategori: Köşe Yazarları
Eklenme Tarihi: 02 Haziran 2012
Geçerli Tarih: 19 Nisan 2026, 23:14
Site: Görele Sol Platformu
URL: https://www.gorelesol.com/yazar.asp?yaziID=10880


Çevre Gününe girerken
 
 
Yeni bir Çevre Gününe yaklastigimiz su günlerde çevrenin hali son derece perisan durumdadir.
 
Çevreye en büyük zarari verenler ise yatirim yapiyoruz yalanlariyla ve çevre konusunda cilali sözler söyleyen iktidar partisi mensuplaridir.
 
Mesela,Giresun Valisinin Çevre Günü mesajini dikkatle okuyunuz ve çevreye verdigi zararlar ile bir kiyaslama yapmaniz bu konudaki çeliskiyi görmenize yetecektir.
 
Çevremizi korumaliyiz dedikçe çevre daha fazla zarar gören bir sürece girmis durumdadir.
 
AKP Iktidari çevre yagmalanmasi için ne gerekiyorsa yapiyor.
 
Biyoçesitlilik kanunu,
 
SIT yetkisinin koruma kurullarindan alinarak bakanliga devredilmesi,
 
DSI'yi tasfiye sürecine sokarak sularin kullanim hakkinin HES firmalarina 49 yilligina devri,
 
Yandaslarina dagittigi 40.000 maden arama ruhsatiyla,
 
Ana basliklari altinda AKP iktidari gözü kara bir biçimde çevreyi katletmeyi kafasina koymus ve madenlerimizi,ormanlarimizi,kiyilarimizi,sularimizi,meralarimizi emperyalist yagma ve talana açmis durumdadir.
 
Yatirim getiriyoruz,(Bunlar yatirim degil,birer yikim projesidirler)
 
Ülkemizi elektrikte disa bagimliliktan kurtaracagiz,(Elektrigi bize bedava mi veriyorsunuz? Bütün projelerin toplam elektrik üretimi ülkemizin elektrik ihtiyacinin %3-5 araligindadir.Elektrik bahane esasen sular sahanedir!)
 
Sular zaten bosuna akiyor,(Sular bosuna akmaz,geçtigi yerlere hayat verir)yalanlariyla çevrenin yokedilmesi süreci son derece hizlandirilmis bir durumdadir.
 
Bu noktada esas önemli olani,halkimizin ekseriyetinin iktidar yalanlarina inaniyor olusudur.
 
Çevre konusu çok genis bir konudur ve bu ugurda söylenecek çok sey vardir.
 
Yere attigimiz izmaritten baslayabiliriz,çöplerin dere ve deniz kenarlarina dökülmesiyle devam eden çevre konusu,vadilerimizi yokeden,derelerimizi kurutan/susuz birakan,suyumuzun kullanim hakki 49 yilligina devredilen HES projeleriyle sürdürebiliriz.
 
Cennet gibi koylarimiza dayatilan Termik Santraller,Nükleer Santraller,altin madenleriyle devam edebiliriz.
 
Çevremiz yokedilirken,çevreye sahip çikmak en temel yurttaslik görevlerimizden birisidir.
 
Herkesi çevreye sahip çikmaya davet ediyoruz.
 
Iktidari,çevreye verdigi zararlardan ve uygulamalardan vazgeçmeye davet ediyoruz.
 
HESLERE HAYIR
 
TERMIK SANTRALE HAYIR
 
NÜKLEER SANTRALE HAYIR
 
SIYANÜRLE ALTIN ARAMASINA HAYIR
 
SULARIN TICARILESTIRILMESINE HAYIR
 
DERELERIMIZ ÖZGÜR AKACAK
 
 
 
Trabzon'da HES karsitlari gözaltina alindi.
 
 
ALI DURSUN GÖZALTINA ALINDI
 
Solakli Vadisi'nde HES'lere karsi mücadele eden köylüler gözaltina alindi.
Jandarmanin dün 70 yasindaki bir kadini darp ettigi,yerlerde sürükledigi ve biber gazi siktigi ögrenildi.

TRABZON- Solakli Vadisi'nde Derebasi HES projesine karsi aylardir mücadele eden Köknar Köyü sakinlerine jandarma gözalti operasyonu baslatti.

HES'e karsi aylardir nöbette olan köylüler, dün eylem yapti. Eyleme müdahale eden jandarma 70 yasindaki bir kadini darp etti, yerlerde sürükledi, biber gazi sikti.

Eylemin ardindan dün aksam Köknar Köyü'ne gelen jandarma, ev baskinlari düzenledi. Köknar Köyü'nden Ali Dursun, Dursun Küçükoglu ve Mustafa Liman gözaltina alindi.

Solakli Vadisi'nde yapilmasi planlanan Derebasi HES projesine karsi, Karaçam ve Köknar köylüleri ve destek verenler nöbet tutma eylemi baslatmisti. Hafta içerisinde gece yarisi bölgeye gelen HES yapimini sürdüren sirket çalisanlari, jandarma kontrolünde is makinelerini yerlestirdi. Yaklasik 700 askerle bölgeye gelen jandarma komutaninin, mafyayi överek, "Sirketin silahlari var her seyi isterlerse yaparlar" diyerek köylüleri tehdit ettigi de ögrenildi.

Köknar köylülerine yönelik saldiri, yarin Köknar ve Karaçam halki tarafindan protesto edilecek. Eyleme iliskin yapilan açiklamada, "Solakli Vadisi Karaçam ve Köknar köyleri isgal altinda" denildi, HES projesinin ortaklarindan ve ana finansörü olan Sekerbank'in Istanbul Gümüssuyu'ndaki Genel Merkezi önünde eylem yapilacagi duyuruldu. Basin açiklamasi yarin saat 13.00'da gerçeklestirilecek.

KARAÇAM VE KÖKNAR'DA NELER YASANDI

HES'e karsi mücadele eden Trabzon Solakli Vadisi'ndeki Karaçam ve Köknar köylüleri, arkasina devlet güçlerini alan taseron sirketin saldirilarina maruz kaliyor.

Of, Dernek Pazari, Çaykara ilçelerinin yasam kaynagi olan yaklasik 80 km'lik Solakli Deresi üzerinde 36 HES projesi bulunuyor. Solakli Deresi'nin yasam verdigi Karaçam ve Köknar köylüleri ise uzun süredir HES'leri yasam alanlarina sokmama mücadelesini sürdürüyor.

Köylülerin açtigi dava sonuçlanmamasina ragmen, jandarma esliginde vadiye giren sirketin pek çok girisimi halk tarafindan püskürtülmüstü. Kurban Bayrami arifesinde, 5 Kasim 2011 tarihinde polis, jandarma ve sirket yetkilileri yine bölgeye girmek istemis, Karaçam ve Köknar'lilarin direnisi ile karsilasmisti. Yaklasik 3000 metre rakimdaki dag yolunda tüm olumsuz kosullara ragmen iki gece boyunca direnen halktan toplanti talep edilmis, dava sonuçlanana kadar çalisma yapilmayacagi sözü verilmisti.

Sirket söz vermesine ragmen konteynirlar ve is makinelerini bölgeden çekmeyerek santiye kurmaya devam etti. Nisan ayinda Derebasi'na birakilmis olan konteynir ve is makineleri "kimligi belirsiz kisilerce" yakildi.

Son olarak 10 Mayis 2012 günü taseron sirketler yine Karaçam ve Köknar'a girmek istedi ve yine köylülerin direnisiyle karsilasti. Bu süre içerisinde taseron sirket elemanlari vadi yolunda köylülerin arabalarini durdurarak tehditlerde bulundu.

HES projesinin sahibi Derebasi Enerji A.S. ve onun taseronlugunu yapan Bugato firmasinin ortaklari, eski Enerji Bakani Fahretin Kurt ve eski Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral. Sekerbank A.S. de bu projenin hem ana finansörü hem de yüzde 39 pay ile ortagi.

TRABZON'DA ÇÖP TEPKISI

TRABZON'DA ÇÖP TEPKISI

Trabzon'un Arakli ilçesi Turup mevkiinde yapilmasi planlanan kati atik çöp tesisinin ihalesinin bugün yapilacagini ögrenen ve bir haftadir da tepkilerini sürdüren yöre halki ihalenin yapilacagi Trabzon-Rize Kati Atik Birligi'nin (TRABRIKAP) bulundugu binayi basarak ihaleyi engellemek istedi.

Haber: Trabzon'da Çöp Tesisi Gerginligi

Kizgin kalabalik ile polis ekipleri arasinda bu sirada arbede yasandi.

Arakli ilçesi Turup mevkiinde yapilmasi düsünülen kati atik tesisi depolama tesisinin ihalesinin bugün yapilacagini ögrenen yöre halki sabah saatlerinde Trabzon Valiligi'nin üst caddesinde bulunan Trabzon-Rize Kati Atik Birligi'nin bulundugu bina önünde toplanmaya basladi. Kalabalik ellerinde tasidiklari pankartlar ve dövizlerle yörelerine yapilmasi planlanan kati atik tesisine tepkilerini gösterirken, yaptiklari basin açiklamasi ile de çöp tesisine karsi olduklarini vurguladilar. Çevik kuvvet ekipleri çevrede genis güvenlik önlemi alirken, kalabalik daha sonra ihalenin yapilacagi binaya girmek istedi. Bu sirada polis ekipleri ile kalabalik arasinda arbede yasandi. Polisin engeli ile karsilasan grup daha sonra bir süre yolu trafige kapatti.

Gerginligin sonra ermesinin ardindan kalabalik TrabzonValiligi'nin bahçesinde beklemeye basladi.

Iklim Degisikligi,Asiri Hava ve Iklim Olaylarinin Sikligini ve Siddetini Arttiriyor

Iklim Degisikligi,Asiri Hava ve Iklim Olaylarinin Sikligini ve Siddetini Arttiriyor

TEMA Vakfi tarafindan düzenlenen Iklim Degisikligi,Kuraklik ve Çöllesme konferansi yapildi

Iklim Degisikligi,Asiri Hava ve Iklim Olaylarinin Sikligini ve Siddetini Arttiriyor

TEMA Vakfi tarafindan düzenlenen Iklim Degisikligi,Kuraklik ve Çöllesme: Gözlenen ve Öngörülen Degisiklikler,Iklim Sisteminin Korunmasi ve Uluslararasi Antlasmalar Konferansi Istanbul’da Milli Reasürans Binasi’nda yapildi.
TEMA Vakfi Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkes tarafindan verilen konferansa TEMA Vakfi Yönetim Kurulu Baskani A.Dogan Arikan,Baskan yardimcisi Deniz Ataç,Genel Müdür ve Icra Kurulu Üyesi M. Serdar Sarigül,TEMA Vakfi Gönüllüleri ve çalisanlari,çesitli STK,üniversite ve kuruluslarin temsilcileri katildi.
TEMA Vakfi Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr.Murat Türkes konusmasinda,ülkemizde son dönemde yasanan asiri (ekstrem) hava ve iklim olaylarina dikkat çekti: “Iklim degisikligi ekstrem hava ve iklim olaylarinin sikliginda, siddetinde,alansal dagilisinda,uzunlugunda ve zamanlamasinda degisiklikler olusmasina neden olmaktadir.Örnegin,klimatolojik ve meteorolojik gözlemlerden elde edilen kanitlara göre, 1950’lerden beri bazi ekstremlerde özellikle günlük ekstremlerde ve sicak hava dalgalarinin sikligi ve uzunlugunda önemli degisiklikler ortaya çiktigini göstermektedir. Bu tür degisiklikler, Türkiye’de de özellikle 1990’li yillarla birlikte donlu günlerin azalmasi, sicak günlerin ve gecelerin sayisinin, gece en düsük ve gündüz en yüksek hava sicakliklarinin artmasi, baska bir deyisle genel olarak sicak hava dalgalarinin sikliginin ve siddetinin kuvvetlenmesi seklinde kendisini hissettirmektedir.”

Güney Afrika’nin Durban Kenti’nde 28 Kasim-9 Aralik 2011 tarihleri arasinda yapilan Birlesmis Milletler Iklim Degisikligi Çerçeve Sözlesmesi (BMIDÇS) Taraflar Konferansi ve Kyoto Protokolü Taraflar Konferansi toplantilarini TEMA Vakfi adina izledigini belirten Prof. Dr. Murat Türkes, sözkonusu toplantida açiklanan IPCC’nin Iklim Degisikligine Uyumun Gelistirilmesi için Ekstrem Olaylarin ve Afet Risklerinin Yönetimi konulu IPCC Özel Raporu’nun da ekstrem hava ve iklim olaylarinin artarak devam edecegini destekler nitelikte oldugunu belirtti ve raporun sonuçlarini özetledi:

-Siddetli yagislar 21’nci yüzyilda dünyanin birçok bölgesinde olasilikla artacaktir.
-Tüm okyanuslarda beklenmemesine karsin, ortalama tropikal siklon (derin ve çok kuvvetli rüzgar üreten alçak basinç) maksimum rüzgar hizlari olasilikla artacaktir. Ancak, tropikal siklonlarin küresel olusma sikligi olasilikla ya azalacak ya da degismeden kalacaktir.
-Kuraklik olaylari, 21’nci yüzyilda bazi bölgelerde ve mevsimlerde siddetlenebilecektir.
-Ortalama deniz düzeyi yükselmesi yüksek olasilikla, asiri kiyisal yüksek su düzeylerinin etkin oldugu alanlardaki yükselme egilimlerine katki saglayacaktir.
-Sicak hava dalgalarindaki (3-5 gün ve daha uzun süreli yüksek hava sicakligi devreleri), buzullarin geri çekilmesindeki ve permafrost (yüksek enlemlerdeki sürekli donmus topraklar) bozulmasindaki degisikliklerin yüksek bir istatistiksel güven düzeyinde, örnegin yamaç duraysizliklari, kütle hareketleri ve buzul göllerinin tasmasi gibi daglarda gerçeklesen dogal olaylari ve afetleri etkileyecektir.

Prof. Dr. Murat Türkes özellikle Türkiye’yi bekleyen iklim degisikligine bagli etkilere dikkat çekti : “Bir Akdeniz ülkesi olan Türkiye’nin, gelecekte özellikle daha yüksek hava sicakliklari daha sik ve etkili sicak hava dalgalari ve kuraklasma sonunda iklim degisikliginden en ççok etkilenecek ülkeler arasinda yer almasi beklenmektedir. Iklim modelleri ayrica Türkiye ve bölgesinde gelecekte hidrolojik döngünün kuvvetlenmesinin de katkisiyla siddetli saganak ve gökgürültülü saganak yagislar gibi siddetli hava olaylarinin sikliginda artis olabilecektir. Genel olarak da hava ve iklim ekstremlerinde ve afetlerinde örnegin taskin ve seller, orman yanginlari, kuraklik ve çöllesme gibi olaylarda insan yasamini, sosyoekonomik sistemleri ve ekosistemleri etkileyebilecek artislar olabilecektir. “

Türkes konusmasinda, iklim degisikliginden en fazla etkilenebilecek ülkeler arasinda yer alan Türkiye’nin bu yüzden iklim degisikligi ile savasim ve küresel iklim sisteminin korunmasina yönelik; küresel ve bölgesel çabalara bir an önce katilmasinin zorunlu oldugunun altini çizdi. Prof. Dr. Türkes; “Türkiye en kisa sürede kendisine taninan özel kosullarindan pozitif yönde yararlanarak ve bir Avrupa Birligi üye ülkesi olma istegini de dikkate alarak sera gazi salimlarini 2020 ve sonrasi için belirli bir oranda azaltmak ve denetlemeye yönelik yasal politika ve önlemleri de ivedilikle kabul etmeli ve yasama geçirmelidir ” dedi.

Konferansin ardindan dinleyicilerin sorulari ile iklim degisikligi ve etkileri konusunda katilimci bir tartisma basladi. Konferansi degerlendiren TEMA Vakfi Genel Müdürü M. Serdar Sarigül, TEMA Vakfi’nin 20. yilinda uzman bilim insanlarimizin katilacagi çesitli konferans ve paneller düzenlenemeye devam edecegiz”dedi.


http://tema.org.tr/SayfaBilesenleri/TemaHaberArsivi.aspx?id=376
 

GIRESUN HES'LERDE SON DURUM

GIRESUN HES'LERDE SON DURUM

HES'LERDE SON DURUM

Enerji açigini kapatmak iddiasiyla Giresun vadilerini yoketmekte olan HES projeleri yapimi bütün hiziyla devam ettiriliyor.
HES projelerinin insaat asamasinda çevreye verdigi telafisi imkansiz zararlarin yaninda ayrica DSI tasfiye sürecine sokularak,dere sularinin kullanim hakki 49 yilligina HES firmalarina devredilmis durumdadir.
Bu çerçevede bugüne kadar ilimizde 8 HES projesi faaliyete geçti.
Giresun Derelerin Kardesligi Platformunun (DEKAP) mücadelesi sonucunda 20 tane HES projesinin mahkemece yürütmesinin durdurulmasi karari aldirilmistir.
HES projelerinin çevreye verdigi zararlarla mücadele sürerken diger yandan iki tane altin madeni ocagi isletmeye açilmistir.
1 Tanesi Espiye Gelevara'da digeri Bulancak Aydindere beldesinde üretime açilan maden ocaklarinda siyanürle altin çikarilacaktir ve en korkunç olani siyanürün suya karismasi ile çok vahim sonuçlara neden olacagi bilinmektedir.
Giresun Ilimizdeki HES Faaliyetleri
Isletmede Olan HES’ler
Toplam 8 adet
Insaat Safhasinda Olan HES’ler
Toplam 17 adet
Ön Inceleme, Planlama ve Proje Safhasinda Olan HES’ler
Toplam 70 adet
Genel Toplam
Toplam 95 adettir.
UYAN GIRESUN'LUM,
GIRESUN DERELERI ÖZGÜR AKACAK
SIYANÜRLÜ ALTIN ARAMAYA HAYIR
HESLERE HAYIR

Sahin,"HES'lerde 10 kati enerji tüketilecek"

 

 

Sahin, 

Giresun Valiligi: HES'lerde tüketilen enerjinin 10 kati enerji üretilecek

Giresun Valiligi, HES insaatlari bittiginde Giresun’un tükettigi enerjinin yaklasik 10 kati enerjinin üretilecegini bildirdi.

Valilik Basin ve Halkla Iliskiler Müdürlügü'nden yapilan yazili açiklamada, Giresun'daki HES insaatilariyla ilgili bilgiler verildi. Türkiye'de enerji açigini kapatmak için önemli yatirimlarin yapildigi vurgulanan açiklamada, bu yatirimlardan Giresun'un da nasibini aldigi kaydedildi.

Açiklamada, Giresun'da 95 HES insaatinin bulundugu, bunlardan 8'inin faaliyete geçtigi vurgulanarak, "Bugüne kadar ilimizde yillik enerji üretimi 497,52 GWh olan 8 HES faaliyete geçmisti. Giresun’un 2011 yili enerji tüketiminin 559,67 GWh oldugu dikkate alinirsa ilimizin tükettigi enerjiye yakin enerji üretilmektedir. HES insaatlaribittiginde ise Giresun’un tükettigi enerjinin yaklasik 10 kati enerji üretilecektir." denildi.

Halen Giresun'da insaat safhasinda 17 HES'in bulundugu, 70 HES'in ise ön inceleme, planlama ve proje safhasinda oldugu kaydedildi.

Kaz Dagi'ndaki talana karsi çevreciler eyleme hazirlaniyor

 

Kaz Dagi'ndaki talana karsi çevreciler eyleme hazirlaniyor

 
Madencilik isletmelerinin faaliyete geçmesi durumunda 2 milyon agaç kesilecek

Çevreciler ve yöre halki Kaz Dagi'ndaki talana karsi eyleme hazirlaniyor - HÜLYA KARABAGLI / Ankara

Madencilik isletmelerinin faaliyete geçmesi durumunda 2 milyon agaç kesilecek
Çanakkale Çevre Platformu, yöre halki, dernekler ve çevre dostlari Kaz Dagi’ndaki talana karsi biraraya geliyor. 3 Haziran Pazar günü Çan Etili Pazar Yeri'nde düzenlenecek eylemde, “Siyanürcü Sirket Memleketi Terket” ve "Altinci Filo, Kazdagi'ndan Defol” sloganlari atilacak. Platform, “Sesimizi Kanada Toronto Borsasindan duyurmak için, köylü, bilim insani, isçi, issiz, emekli, genç-yasli herkes yan yana omuz omuza” diyor.

'1 gram altin için 3 ton su kullaniliyor'

Çanakkale Çevre Platformu, altin isletmelerine geçit vermemek için hummali bir çalisma içine girdi. 5 Haziran 2004 tarihli 5177 sayili Maden Kanunu’nun, dogal zenginlikleri, su havzalari, yeralti ve yer üstü su kaynaklari, sulak alanlari, ormanlari, tarim alanlarini madencilik sirketlerinin hizmetine açtigina dikkat çekildi. Isletmelerin faaliyete geçmesi durumunda 2 milyon agaç kesilecek. 1 gram altin çikarmak için 3 ton su kullaniliyor.

Mitolojide “Bin pinarli Ida Dagi” diye nitelendirilen Kaz Daglari’nda talana karsi hazirlanan metin söyle:

'Yasayla kültür ve turizm alanlari talana açildi'

" - 5.6.2004 tarihinde Resmi Gazete'de yayimlanan 5177 sayili Maden Kanunu ile ülkemizin tüm dogal zenginlikleri, su havzalari, yeralti ve yer üstü su kaynaklari, sulak alanlari, ormanlari, tarim alanlari madencilik faaliyetleri için sirketlerin hizmetine açilmistir.

- Bu talan yasasi maden çalismasi yapan firmalara genis imkân sagladigi gibi, mevzuata aykiri davranan sirketlerin de uzun bir süre boyunca faaliyetlerini yürütebilmelerine olanak saglamistir.

- 5177 sayili yasanin 3. maddesi geregince insan yasamina ait tüm dogal yapilar (ormanlar, nehirler, su havzalari) ve insan kültürüne ait tüm degerler (kültür alanlari, turizm alanlari) madencilik sirketlerinin hizmetine açilmistir.

'Binlerce agaç kesildi sular içilmez oldu'

- Kazdagi ve yöresinde baslica Sögütalan Agi Dagi, Bayramiç Muratlar, Halilaga, Kizilelma ve Kirazli’da yüzlerce noktada yapilan sondaj faaliyetlerinde simdiden yüzbinlerce ton su kullanilmis, binlerce agaç kesilmis, onlarca köyün sulari bulanmis ve içilmez hale gelmistir.

'Ida’nin pinarlari kurumak üzere'

 

- Halk damacanadan su içer hale gelmis, yöre kaynaklarindan, çesmelerinden su içen insanlar hastalanmis ve toplu hayvan ölümleri baslamistir. Yeralti sulari geri dönüsümsüz bir sekilde kirletilmis ve tahrip edilmistir. Sirketler isletme asamasina geçerler ise milyonlarca ton su kullanilacagi hesap edilirse “bin pinarli ida”nin pinarlari kuruma noktasina gelecektir.

Yöre halki, seslerini çok uzaklara Kanada’daki Toronto Borsa’sina kadar duyurmak için çok güçlü bir sekilde bir kez daha topluca haykiracaklar. Son çare bu kalmistir.

Kazdagi ve Yöresinin havasini soluyanlar, suyunu içenler, topraklarinda yetisen ürünler ile beslenenler,
Çan'lilar, Bayramiç'liler, Biga'lilar, Ezine'liler, Ayvacik'lilar, Yenice'liler, Küçukkuyu'lular, Güre'liler, Altinoluk'lular, Akçay'lilar, Edremit'liler, Burhaniye'liler, Ayvalik'lilar, Sögütalan'lilar, Kizilelma'lilar, Muratlar'lilar, Kirazli'lilar, Derekolu Köyleri, Evciler, Zeybekçayiri, Ahlatliburun, Serbetli, Bilaller, Karaibrahimler, Cazgirli, Halilaga köylüleri, 3 Haziran Pazar günü Çan Etili Pazar Yeri'nde bir araya geliyorlar.

"Siyanürcü Sirket Memleketi Terket", "Altinci Filo, Kazdagi'ndan Defol.” diye haykirmak ve sesimizi Kanada Toronto Borsasindan duyurmak için, köylü, bilim insani, isçi, issiz, emekli, genç-yasli herkes yan yana omuz omuza."

DAGLARINDAN YAG OVALARINDAN BAL AKAN,BEREKETLI TOPRAKLARININ HER KARISININ SEHIT KANIYLA SULANDIGI,SEHITLERIMIZIN KOYUN KOYUNA YATTIGI,TARIHIN TURIZMLE KUCAKLASTIGI BU CENNET ÇANAKKALE,BU KAZ DAGLARI IÇIN MÜCADELE ETMELIYIZ...
ÇANAKKALE HALKININ HAKLI MÜCADELESINE MUTLAKA OMUZ VERMELIYIZ...!
 
Barakaya tiktik seni Gelivera
Barakaya tiktik seni Gelivera
 
 
Yaklasik 1000 yillik geçmisi olan köy su altinda, gidecek yerleri olmayan köylü ise sefalet içinde.
Giresun'da Gelivera Vadisi'ne yapilan baraj nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalan köylüler, ormanda barakada yasiyor.
ISTANBUL- Giresun ile Gümüshane sinirlarinda yer alan Gelivera Köyü, yapilan baraj nedeniyle sular altinda kalinca köylüler kurtarabildigi esyalarini vadinin yükseklerine çikardi. Sehirde bir akrabasi olan ya da ev tutabilenler köyü terk etti. Ancak bu imkâni olmayanlar, çaresizlik içinde kendi yaptiklari barakalarda yasamaya basladi.
Yaklasik 1000 yillik geçmisi olan Gelivera, adi ‘Koyverdun gittun benu’ diye türkülerde geçen bir köy. Yeni adi ‘Sapmaz’ olan 142 hanelik köyde 91 hane, barajin yapimina karsi dava açmis olsa da tüm köylü evlerini terk etmek zorunda kaldi. Köylülere evlerinin ve arazilerinin bedelleri ödendi. Ancak yüzyillarca yasadiklari yurtlarini terk edemeyen Geliveralilar daga tasa kurduklari barakalarda yasamaya devam ediyor. Köyde yasayanlara telefonla ulasmak mümkün degil. Köylülerin bir kismi Giresun merkeze, kimisi de baska köylere siginmis durumda. Izzet Durdu da baska köye siginanlardan biri. Durdu, yasadiklarini söyle anlatiyor:
“Bize yer göstermediler. Bizi kandirdilar. Bankaya para yatirdilar. ‘Alin parayi yoksa mahkeme karariyla el konulur’ dediler. 30-40 dönüm arazim vardi. 40-50 bin TL para yatirmislar. Sadece patates ekili alanim 200-300 bin TL ederdi. Bizi yerimizden yurdumuzdan ettiler. ‘Bosaltin’ dediler. Son ana kadar bosaltmadik. Su gelince mecburen kaçtik. Köydekiler çadirlarda, barakalarda duruyorlar. Bizim gibi bir yer bulanlar gitti. ”

‘Bizi kandirdilar’
Giresun’a yerlesen Hulusi Bilgin de, akrabalarinin köyde çadirlarda ve barakalarda yasadigini belirterek, “Kimse yardim etmiyor. Sirket söz verdigi konteynirleri yapmadi. Çaresizlik içindeler” diyor. Bahri Kara ise 70 yasinda. Ailesinin köyde 500 yillik bir geçmisi oldugunu söylüyor:
“Yasayacak bir yerimiz yok. Her seyimiz sular altinda. Hiçbir yer göstermediler. 500 yillik hayatimiz, hayalimiz yok oldu. Su altinda kaldik. Baraka yaptik. Brandalarin altina koyduk esyalari. Giresun’a gidiyoruz yatmaya sehre. Esyalarimizi bile kaçiramiyoruz. Valilige, kaymakama çiktik. Herkes bir seyler yapacagiz diyor ama kimse bir sey yapmiyor. Bizi kaderimizle bas basa biraktilar. Baraji yapan sirket koyneynir yapacagini söyledi. Ancak konteynirler de kar ve yagmur sulariyla doldu. Zaten 5 konteynir vardi. Bize de bir miktar para verip evimize el koydular. ‘Parayi almazsan Hazine el koyar’ dediler. Dava açtik. Gelsin vali halimizi yerinde görsün. Biz insan degil miyiz? 70 yasindayim ve her gün agliyorum.”
 
26.Yilinda Çernobil'e Lanet,Nükleere Hayir Yürüyüsü

26 Nisan 1986’daki Çernobil nükleer felaketinin üzerinden tam 26 yil geçti. Santralin patlamasiyla gerçeklesen katliam sonrasi bizler bu ülkede 26 yildir "Çernobil'in Çocuklari" olarak anildik. Sevdiklerimizi, dostlarimizi, yakinlarimizi topraga koyduk. 26 yildir her gün nükleere ve bunu basimiza bela eden sisteme lanet ettik.

Çernobil faciasinin dünyayi kasip kavurdugu günlerde zamanin darbeci Cumhurbaskani Kenan Evren, “Biraz radyasyon kemiklere yararlidir”, Basbakan Turgut Özal "Radyoaktif çay daha lezzetlidir" diyebiliyor; Sanayi Bakani Cahit Aral ise halkin huzurunda radyasyonlu çay içebiliyordu.

Yillar önce devlet tarafindan islenen bu suç, bütün ölümlere ve bilimsel verilere ragmen kabul edilmedigi gibi üstü küstahça örtülmeye çalisildi. Bugün bu tavir, darbe dönemini aratmayan uygulamalarla, ayni vurdumduymazlik ve piskinlikle devam etmektedir.

Çernobil ile Fukusima’nin etkileri halen devam ederken, dünyanin her yanindan nükleer sizinti / kaza haberleri gelirken ve nükleer karsitligi hiz kazanirken, Sinop’a, Mersin’e ve Trakya’ya nükleer santral yapabilmek için son haftalarda Resmi Gazete'de ferman üstüne ferman yayinlayan; Karadeniz’i ve Akdeniz’i nükleer atik çöplügüne çevirmek ve kanli savaslari için nükleer silah elde etmek isteyen, Çin'e, Rusya'ya santral antlasmalari için is ortaklari ile seyahatler düzenleyen dayatmaci zihniyete karsi bir araya geliyoruz.

Özetle 26 Nisan'da yasanmis, geçmis bir aciyi anmiyoruz; hala süren ve daha nesillerce sürecek bir felakete ve hala degismeyen bir zihniyete isyanimizi haykiriyoruz. Yasamimizi, havamizi, suyumuzu, topragimizi, tüm canlilari, yüzyillar boyunca radyasyonla zehirlemeye devam edecek olan Çernobil katliaminin 26. yilinda, Termige, HES’lere, Nükleere kisacasi yasamimizi, kültürümüzü yok eden “proje”lere, yagma, talan, rant ve sömürüye karsi dogayi ve yasami savunmak için herkesi birlikte haykirmaya davet ediyoruz.
26 yildir öfkeliyiz, 26 Nisan’da sokaktayiz!
 
Çernobil reaktör kazasi, 20. yüzyilin ilk büyük nükleer kazasidir. Ukrayna'nin Kiev iline bagli Çernobil kentindeki Nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 Nisan1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasinda atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salindigi 30 Nisan1986 günü tüm dünya tarafindan ögrenildi.

Kazanin Sebebi
1972’de Ukrayna’daki (O dönem SSCB’nin bir parçasiydi) Kiev’in 140 km kuzeyinde kurulan Çernobil Nükleer Santrali’nda ortaya çikan kazaya, her biri 1.000 Megawatt (MW) gücünde dört reaktördeki tasarim hatalari ile reaktörlerden birinde deney yapmak için güvenlik sisteminin devre disi birakilmasi sonucu olusan bazi hatalar dizisi sonucunda meydana geldi.
Deneyin yapilacagi 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yariya düsürüldü, ardindan da acil sogutma sistemi ile deney sirasinda reaktörün kapanmasini önlemek için tehlike aninda çalismaya baslayan güvenlik sistemi devre disi birakildi. 26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazirliklarini tamamlamak üzere ek su pompalarini çalistirdilar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalismakta olan reaktörde buhar basici düstü ve buhar ayirma tamburlarindaki su düzeyi güvenlik sinirinin altina indi. Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulasmasi gereken sinyaller de teknisyenler tarafindan engellendi. Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarildi ve saat 01:23’de deneyin fiilen baslatilmasi için kosullarin olustuguna karar verildi. Deneyin amaci, reaktörün çalismasi ansizin durduruldugunda, buhar tirbünlerinin daha ne kadar süre çalismayi sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç saglayabileceklerini ögrenmekti. Geri kalan öteki acil güvenlik sinyali baglantilarini da kestikten sonra türbinlere giden buhar akisi durduruldu. Bunun sonucunda dolasim pompalari ve reaktörün sogutma sistemi yavasladi. Yakit kanallarinda ani bir isi yükselmesi görüldü ve yapim özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çikmis oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün durdurulmasini saglamak amaciyla bütün denetim çubuklarini derhal sisteme sokmaya karar verdiler. Ama asiri derecede isinmis bulunan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye baslanmasindan bir dakika sonra iki patlama oldu. Bu patlamanin ayrintilari tam olarak bilinememekle birlikte, denetim disi bir çekirdek tepkimesinin gerçeklesmis oldugu anlasilmaktadir.Üç saniye içinde reaktörün gücü %7’den %50’ye firladi. Yakit parçaciklarinin sogutma suyuyla karsilasmasi, suyun bir anda buhara dönüsmesine yol açti. Olusan asiri buhar basinci reaktörün ve santral binasinin tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sicakliktaki buharla karsilasmasi sonucu olusan hidrojen yanarak bütün santrali atesler içinde birakti.

Kazanin Etkileri

Nükleer kalintilarin ürettigi radyoaktif bulut patlamadan sonra tüm Avrupa üzerine yayilmis ve Çernobil'den yaklasik 1100 km uzakliktaki Isveç Formsmark Nükleer Reaktöründe çalisan 27 kisinin elbiselerinde radyoaktif parçaciklara rastlanmis ve yapilan arastirmada Isveç'teki reaktörün degil Çernobil'den gelen parçaciklar oldugu tespit edilmistir.
Ayni sekilde Ingiltere'nin Galler bölgesinde kazadan iki hafta sonra saptanan yüksek radyoaktif nedeniyle yesil alanlara koyun ve sigirlarin girisi engellenmistir.
Arastirmalarda ilk yil doz açisindan en fazla Avrupa ülkesi Bulgaristan olarak belirlenmis. Siralama açisindan ise semada yer alan ülkeler doz sirasina göre su sekilde siralanmistir:
 
Nükleer Kazalar ve Japonya’daki Durum
 

Dr. Necmi DAYDAY - ndayday(at)gmail.com

UAEA Nükleer Müfettisi (E.), TASAM (Türk Asya Stratejik Arastirmalar Merkezi), Yönetim Kurulu Üyesi

 

Japonya’da, varligi bilinen en büyük 7. deprem ve ona bagli olarak ortaya çikan tsunami dalgalarinin sebep oldugu nükleer reaktör kazasi, medyanin abartili yayinlariyla neredeyse bir kiyamet gibi takdim ediliyor. Insanlarda, sanki bir atom bombasi patlamasina benzer bir patlamanin yasanacagi inanci yaratiliyor. Gerçekte böyle bir durum söz konusu degildir.

Atom bombasiyla nükleer enerji üreten reaktör arasindaki tek ortak nokta, her ikisinin de fisyon olayina dayanmasidir. Ancak, bir atom bombasinda kontrolsüz bir sekilde ve çok kisa zamanda (mikrosaniye düzeylerinde) gelisen fisyon süreci, reaktörlerde tümüyle kontrol altinda tutulur.

Atom bombasinda saniyenin milyonda biri gibi çok kisa bir sürede açiga çikan güçle birlikte, çok yüksek düzeylerde radyasyon açiga çikar. Bombanin gücü, nükleer reaktörün gücünden milyarlarca defa büyüktür. Oysa, maksimum gücünde çalisan bir reaktörde meydana gelen zincirleme reaksiyonlar yillarca kontrollü bir biçimde istenen güç düzeylerinde sürdürülür. Bati Standartlarinda Nükleer Güvenlik Normlari’na göre tasarlamis olan koruyucu zirhlama sistemleri dolayisiyla, reaktörün kalbinden ve içinde bulundugu, uçak çarpmalarina bile dayanikli olarak insa edilmis olan reaktör binasindan disariya radyasyon sizmaz.

Nükleer Santral Kazalari

Nükleer kazalar UluslarArasi Atom Enerji Ajansi’nin 1996 yilinda ortaya koydugu Uluslararasi Nükleer ve Radyolojik Kazalar Ölçütü’ne (INES) göre, en büyügü 7 olmak üzere azalan bir skalaya göre degerlendirilir. Bu skalaya göre degerlendirilen, “Büyük”, “Ciddi” ve “Yerel” nükleer kazalara üç örnek verilebilir:

Three Miles Island Nükleer Santral Kazasi: 1979 yilinda ABD’de, Pensilvanya Eyaleti’ndeki Three Miles Island nükleer santrali insan hatasi, sogutma sistemindeki bazi vanalarin kapali unutulmasi yüzünden, kazaya ugrayinca koruyucu dis güvenlik kabugunun sizdirmaz kapisi kapatilarak ergiyen reaktör kalbinden sizan çok yüksek radyasyon bu kabuk içine hapsedilmistir. Bu kazanin sonucunda Çernobil’de oldugu gibi bir çevre felaketi yasanmamis, kimse radyasyon hastaligina ugramamistir. Bu kaza “Ciddi” kaza sinifinda olup, INES’de 6 derecesindedir.

Çernobil Nükleer Santral Kazasi: Rusya’da 1986 yilinda olan nükleer kazada, Bati Standartlarinda Nükleer Güvenlik Normlari’na göre insa edilmemis olan, dis güvenlik kabugundan yoksun Çernobil reaktöründe, yine insan hatasindan dolayi olusan kaza sonucu açiga çikan radyasyon yerel ve Dünya ölçeginde çevre problemlerine yol açmistir.

Günümüzde elektrik üretiminde kullanilan, Çernobil tipinde hiçbir reaktör bulunmamak ve yapilmasi da düsünülemez. Bu kaza, “Büyük” kaza olup, INES’de 7 derecesindir.

Fukushima Santrali Kazasi: Japonya’nin kuzeydogu kiyisinda yer alan Fukushima Daiichi nükleer santrali, deprem ve sonucunda olusan tsunamiden olumsuz etkilenmistir. Olay günü, kaynamali su reaktörü (BWR) tipinde 6 üniteye sahip olan bu santralde, 1., 2. ve 3. üniteler isletmede, 4., 5. ve 6. üniteler ise periyodik bakimda olmalarindan ötürü kapali durumda (sifir güçte) bulunuyordu.

Deprem ve tsunamiden dolayi santralde, disaridan alinan elektrik gücü kaybi yasandigindan ve acil durum dizel jeneratörlerinin su baskini nedeniyle çalistirilamamasi sonucu, özellikle 1 numarali reaktör ünitesinde yakitlarin etkin sogutulmasinda problemler ortaya çikmistir. . En olumsuz durum bu 1 numarali reaktör için söz konusudur. Bu ünitede yetersiz sogutma sonucu sicaklik yükselmis dolayisiyla buhar basinci artmis ve kizgin (~1000 derece) metalle temas eden su ve su buharinin oksijen ve hidrojene ayrismasi sonucu,12 Mart günü bir “Hidrojen Patlamasi” meydana gelmistir. Bu patlamanin bir atomik patlama yol açmayacagini söyleyebiliriz.

Santraldeki 1. ünite, Fukushima Daiichi santralinin 6 reaktörünün en eskisidir (4o yasindadir) ve en düsük güçlü (460 Mwe, 1300 MWtermik) olanidir. Bu santralin güneyinde yakin mesafede, her biri 1000 Mwe gücünde olan 4 üniteli Fukushima Daiini santrali de yer almaktadir. Bu reaktörlerle ilgili herhangi bir olumsuz durum rapor edilmemistir. 15 Mart günü, 2. ünitede de, büyük bir olasillikla, hidrojen patlamasi olmus ve ayrica 4. ünitenin kullanilmis yakit havuzu bölümünde yangin çikmis, bunun sonucunda, santral alaninda düzeyinde oldukça yüksek lokal bir radyoaktivite gözlenmistir. Yanginin iki saat içinde söndürüldügü Japon ilgililer tarafindan UAEA’ya ayni gün rapor edilmistir.

Fukushima’daki tüm reaktörler BWR tipinde olup, güvenlik ve güvenilirlilik açisindan Three Miles Island Nükleer Santrali ile karsilastirilabilir. Three Miles Island Nükleer Santrali kazasinin 6 derece olarak “Ciddi” kaza olarak siniflandirilmasina karsin, bu kaza “Yerel” kaza sinifinda olup, INES’de 4 derecesindedir.

Depremlerin, özellikle Japonya’daki nükleer santraller üzerinde etkisi ile ilgili olarak su hususlara da isaret etmek isterim: 1995’deki büyük Kobe-Osaka depreminde, Kobe’nin 110 km kuzeyindeki 6 nükleer santralde kayda deger nükleer bir olay yasanmamisti. 2004, 2005, 2007 ve 2009 da meydana gelen depremlerde etki alanlarindaki reaktörler, otomatik olarak kapanmislar ve hiç bir sorun yasanmamistir. Yine, 1999’da Tayvan’da olan çok yikici depremde de reaktörler yine otomatik olarak kapanmis ve 2 gün sonra güç üretimine yeniden baslamislardi.

Olayin ilk günden itibaren santral bölgesindeki halka sodyum iyodür haplari dagitilmis olmasina ragmen henüz içmeleri için bir teblig çikarilmamis olmasi ve INES degerinde bir degisikligin yapilmamis olmasi durumun yavas yavas normallesmeye gittigine isarettir. Uzman gözüyle bakildiginda, beklenen ‘nükleer kiyamet’ kopmayacaktir.

Kissadan hisse: Dogal afetler veya insan hatalari sonucu meydana gelen kazalarin etkileri mümkün olan en düsük düzeylere indirmek için gerekli sart, bilimin ve teknolojinin gereklerini yerine getirecek, yeterli sayida, bilgi ve beceri düzeyinde uzmanlarin yetistirilmis olmasi ve daima hazir bulundurulmasidir.

'Japonya Depremi ve Nükleer Tehlike' - Özel Dosya diger yazilar

- “Japonya’da Deprem Sonrasi Tsunami ve Nükleer Tehlike Boyutu”; M. Ünal AZAKLIOGULLARI

- “Nükleer Enerji Hiçbir Zaman Güvenli Degildir.”; Greenpeace

- “Nükleer Santrallerde Deprem Güvenligi ve Japonya Örnegi”; Prof. Dr. Cengiz YALÇIN

- “Nükleer Santral Mevkii Olarak “Akkuyu” Üzerine Görüs”; Prof. Dr. Tolga YARMAN

- “Dogu Akdeniz’de Tsunami Tehlikesi”; Prof. Dr. Fuat INCE
 

Nükleer Santral Kurma Israrindan Vazgeçin Geç Olmadan

NÜKLEER KARSITI PLATFORM YÜRÜTME KURULU TOPLANTISI

26 Nisan 1986 gecesi saat 1:24'te, Ukrayna ve Beyaz Rusya sinirinda Çernobil nükleer enerji santralinin 4. reaktöründe gerçeklesen patlama sonrasi radyoaktif bulut, agir agir bölgenin üzerine yayilmisti. Açiga çikan radyasyon Dünya Saglik Örgütü'nün (WHO) açiklamalarina göre Hirosima ve Nagazaki'ye atilan atom bombalarinin toplamindan 200 kat fazlaydi.

Bugün insanlik dünyanin dört bir yanina yayilmis nükleer santrallerin birinden kaza haberi gelecek diye diken üstünde. Daha geçen yil Japonya da gerçeklesen Fukusima nükleer santral kazasinin seviyesi Japon Nükleer Güvenlik Ajansi tarafindan Çernobil felaketinin seviyesi olan 7. Seviye olarak açikladi. Çernobil nükleer santral kazasindan tam 25 yil sonra , Çernobil büyüklügünde bir kaza gerçeklesmis oldu. Onca para,teknoloji , onca sirket fukusima da olan seyi öncesinde hesaplayamamisti.

Daha Kaç Nükleer Santral Kazasi Olmali ki, Nükleer Santrallerden Vazgeçilsin

Çernobilin yil dönümünde , kaza sonrasi 3 milyon çocugun, reaktörün üstünün kapatilmasinda çalisan 600 bin insanin tedavi görmesi gerektigi, kaza sonrasi tiroid kanserine rastlanma olasiliginin on kat arttigi, 2,5 milyon hektari askin zengin tarim topraginin kullanilamaz hale geldigi, çöken bagisiklik sistemleri nedeniyle zamanla ölen on binlerce insani unutmadan, yarin benzer felaketler olmasin diye hatirlamak insan olmanin gerekliligidir.

Çernobil Sonrasi Türkiye,

Çernobil nükleer santral kazasi ardindan ülkemizin Karadeniz kiyilarinda yüksek seviyede radyasyon tespit edilmistir. Tabii ki dönemin hükümeti bu tespitleri inkar ederek , bu tür yayinlari yapanlari da tehdit etmekten geri kalmamistir. Kendi halkina yalan söylemekle kalmamis, radyasyonlu çaylari halkina içirmis, hatta dönemin basbakani Turgut Özal az radyasyonun sagliga iyi gelebilecegini bile dile getirmistir. Basbakanin nükleer ve tüpgaz benzetmesi aradan geçen bunca zamana ragmen yöneticilerimizin mantalitesi açisindan bir degisiklik olmadigini göstermektedir. Karadeniz bölgesinde artan kanser olaylari artik bizler açisindan Çernobil sonrasinin etkileridir. Halkina kaza sonrasi yetisen çay ve findiklari yedirenler bugün onca insanin sagligini hiçe saymislardir. Ve birkez daha görülmüstür ki , çikarlarina aykiri oldugunda hükümetler halkini kansere mahkum edebilirler. Bagimsiz bilim insanlarini susturmaya çalisabilirler, pahali enerjiye ucuz, çevreyi kirleten enerjiye temiz, riskli enerjiye güvenli diyebilirler.

Yalanlara Kanmiyacagiz.

Insanlik bu son yüzyilda sagladigi gelismeler ile umudun hep var oldugunu bizlere göstermistir. Çare tükenmemistir. Bugün cografyamizda yasanan savaslarin , halklari birbirine düsman edenlerin esgali bellidir. Kendi zenginligini arttirmak için enerjiye ihitiyaç duyan uluslar arasi sermaye ve isbirlikçileri giydigi deli gömlegini halklarin ve emekçilerin üzerine geçirmis, enerji için insanligi bogazlamaktadir. Ne için üretildigi belli olmayan mallari , reklamlariyla anlasmalar yaptigi hükümet, bürokratlariyla yoksul halklara satmakta, temel ihitiyaçlari ise alinir satilir hale getirmektedir. Nükleer Santraller ülkemiz için zorunluluk degildir, yillarca vatandasimizin sirtindan sirketlere para aktarmak için kurulacak olan her anlamda kirli iliskilerin aracidir. Bu ülkenin nükleer santrallere ihtiyaci yoktur.

Dün dedik, bugün yine diyoruz. Vazgeçin. 26 yil önce gerçeklesen bir kaza , daha geçen yil bir daha olmaz denilen ama Çernobil ile ayni büyüklükte gerçeklesen Fukusima ve yarin kim bilir hangi ülke, kiyi, hangi meyve , hangi bulut radyasyona bulanacak ,

Vazgeçin ,

Uydurma anlasmalarinizin, göstermelik ÇED toplantilarinizin, paralarinizin,bankalarinizin tek getirecegi 300 yil girilemeyecek topraklardir. Sakat dogan çocuklardir.

Vazgeçin,

Bu halk ne ülkemizde ne dünyada nükleer santral istemiyor, insanlik sizlerin olmadigi bir dünyada kendi kullanacagi enerjiyi kendi ihtiyaçlari için fazlasiyla üretecektir , buna tek engel sizlersiniz.

Birkez daha yüksek sesle yineliyoruz, nükleer santrallerden vazgeçin...

 

Ya ölü yildizlara hayati götürecegiz

Ya dünyamiza inecek ölüm.

Nükleer Karsiti Platform
 
 
 
 

800 bin yil sonra bir ilk!

 

800 bin yil sonra bir ilk! 

 

Küresel isinmanin bir numarali sorumlusu olarak görülen karbondioksitin Dünya atmosferindeki miktari kritik esige ulasti.

Kuzey Kutbu’nda bulunan izleme istasyonlari, atmosferdeki karbondioksit miktarinin milyonda 400 seviyesine ulastigini gösterdi. Alaska, Grönland, Norveç, Izlanda ve hatta Mogolistan’da ibre 400’ü asti.

Rakamlarin mevsimlere göre degistigi, bitkilerin karbondioksiti emdigi yaz aylarinda ufak bir düsüs yasanacagi belirtildi.

Ancak asil endise verici olan, atmosferdeki karbondioksit miktarinin artis hizi.

BIR ÖNCEKI ESIK 350'YDI

Uzmanlar, yillar önce atmosferdeki karbondioksit oraninin milyonda 350’nin üzerine çikmasinin tehlike yaratacagini öne sürmüstü. Ancak son yillardaki hizli artisla bu oranin küresel ortalamasi milyonda 395’e ulasti.

Kisa bir süre içinde küresel ortalamanin da 400’ü asacagi öngörülüyor.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi Küresel Izleme Direktörü Jim Butler, “400 çok kritik bir esik. Bu, dünyaya, karbondioksit sorununu çözmedigimizi ve basimizin hala dertte oldugunu gösteriyor” dedi.

800 BIN YIL SONRA BIR ILK

Hürriyet'in haberine göre küresel isinmanin baslica sorumlusu olarak görülen karbondioksit, atmosferde 100 yil kaliyor. Ölü bitkilerin çürümesi sonucu ortaya çikan ve hayvan kaynakli karbondioksit atmosferde dogal olarak bulunuyor. Endüstri Devrimi’nden önce, atmosferdeki karbondioksit olaninin milyonda 275 oldugu tahmin ediliyor.

60 yil boyunca ortalama ölçümler, rakamlarin çok daha yüksek oldugu sehir merkezleri disinda, 300 civarinda seyretti. Kömür ve petrol gibi fosil yakitlarin tüketimi, atmosferdeki karbondioksit oraninda hizli yükselise neden oldu.

Butler,atmosferdeki karbondioksit seviyesinin 800 bin yildir milyonda 400’e ulasmadigini belirtti.

 
Dünya Çevre Günü Nedir?
 
 
Cevre-Gunu-Resimleri
 
 
1972 yilinda Isveç’in Stockholm kentinde yapilan Birlesmis Milletler Çevre Konferansinda alinan bir kararla,5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.

Haziran ayinin ikinci haftasi ile baslayan haftayi,okullarimizda Çevre Koruma Haftasi olarak kutlamaktayiz.
Sanayilesme ve kentlerdeki nüfus yogunluklari,çevre sorunlarinin artmasina sebep olmustur.
 
Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi,günümüzde insan sagligini tehdit eder boyutlara ulasmistir.
 
Ölümlere sebep olan solunum yolu hastaliklarinin çogu hava kirliligi sonucunda olusmaktadir.
 
Baliklar,çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlilarin basinda gelir.

Sanayi artiklari,spreyler,yakitlarla ortaya çikan gazlar,dumanlar,petrol ve ilaç atiklari,plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir.

Çevre kirlenmesini,insanin dogaya verdigi zarar olarak da tanimlayabiliriz.
 
Doganin korunmasi ve tahribatinin engellenmesi zorunludur.
 
Gelecek nesillere iyi bir çevre birakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek,yesil alanlari ve hayvanlari koruyup çogaltmak gerekir.
 
Bilinçsizce saga sola attigimiz plastik ürünlerin dogada 400 yil kadar çürümeden kalabildigini söylersek, karsi karsiya kaldigimiz tehlikenin boyutlarini biraz olsun anlayabiliriz.
 
Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düsen görevleri mutlaka yapmaliyiz

Hepinize güzel,temiz bir çevrede,mutlu ve saglikli bir ömür dilerim.

 

Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat | Resimleri Gizle